23 Mayıs 2008 Cuma

KIYIKÖY





İstanbul'un yanıbaşında, Karadeniz sahilinde antik çağlardan bu yana yerleşim merkezi olan Kıyıköy temiz havası, bozulmamış mimari dokusu, eşsiz güzellikteki doğası, leziz deniz ürünleri ile dikkat çekiyor.

Yılın ikinci ve üçüncü ayında başlayıp, dördüncü aya kadar devam eden ve lezzetli balıklar listesinde üst sıralarda yer alan kalkan balığı ile ünlü Kıyıköy'de hem doğaya, hem tarihe yolculuk yapabilirsiniz.

Her iki yanından akarak denize ulaşan "Pabuç" ve "Kazan" adlı derelerin arasında yarımada gibi uzanan yüksek bir tepede yer alan Kıyıköy, çarpıcı coğrafyasıyla ilgi çekiyor. Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla oyulan kıyı kayaların kimisi anıt kaya olarak, kimi de derin mağaralar olarak göze çarpıyor. Bir zamanlar korsan teknelerin saklandığı koylar içindeki dev mağaralar günümüzde de ziyaretçilerin akınına uğrarken, Kartaltepe'den görünen manzara ziyaretçileri büyülüyor. Derelerin kavisli akışıyla oluşan dairesel kumsal, yaz aylarında kampçı ve deniz severlerin gözdesi. Aynı kıyıda yer alan, önüne dek araçla gidebileceğiniz, kayalara oyularak yapılmış mağara kilise de bir başka görülmesi gereken antik kalıntı. Şehir suları, tipik köy evleri, dantel gibi işli Karadeniz kıyıları, görebilecekleriniz arasında.

Kıyıköy, bir balıkçı köyü. Dolayısıyla balık lokantalarının sayısı da oldukça fazla. Mevsimine göre değişen balık çeşitlerini taze olarak bulabiliyorsunuz. En çok bulunan balıklar, kalkan balığı, Mezgit, tekir, barbunya, karagöz. Bunun yanısıra derelerde tutulan kefal balıkları, kayalıklardan toplanan, maydanozlu, limonlu sofraya getirilen haşlanmış pavuryalar tadabileceğiniz lezzetler arasında. Kısacası Kıyıköy'de balık zengin bir balık ziyafeti çekmek oldukça ekonomik.


2 Nisan 2008 Çarşamba

Akçakese


Akçakese köyü, Şile- Ağva yolu üzerinde bulunuyor

Akçekese’de tipik Karadeniz evleri dikkat çekiyor. Köyün harika bir kumsalı var. Kumsal köyden 1 km ileride. Bir zamanlar MTA’nın içinde altın tozu bulduğu kumsal, birbirinden güzel küçük koylar ve adacıklarla süslü. Adacıklara yürüyerek de çıkabilirsiniz. Deniz sığ ve güvenli. Kayalıklardan olta sallayıp şansınızı deneyebilirsiniz. Fotoğraf çekmek için zengin malzeme olduğunu, piknik yapılabilecek alanlar bulunduğunu unutmayın.

2 Kasım 2007 Cuma

POLONEZKÖY




Doğayla başbaşa, şehrin gürültüsünden uzak bir pazar sabahı... Keyifli bir kahvaltı... Doğada bir yürüyüş...Yemyeşil kırlar... Yanıbaşınızda şirin mi şirin bir köy...
Haftasonu kaçamakları için Polonezköy.

Anadolu yakasında Beykoz sırtlarındaki bu şirin yer, bir Polonyalı köyü. 1800'lerin ortalarında Abdülmecit'in izniyle köye yerleşen göçmenlerin torunları hala burada yaşıyor. 60'ı safkan 500 Polonyalı'nın yaşadığı bu yeşil cennet, tertemiz havası, doğal güzellikleriyle şehrin gürültüsünden kaçan İstanbullular için doğanın huzurlu kollarına bir "kaçamak" niteliği taşıyor.

Bahçeler, kır lokantaları, piknik alanları yemek, huzurlu pansiyon ve otellerde konaklama, doğa sporları, dinlenme, at binme imkanları yörenin cazibesini artırıyor. Tertemiz orman havası, zümrüt yeşili bitki örtüsü hakimiyetindeki ortamda isterseniz hafta sonu veya yakınlığından dolayı hafta içi bir yemek molası için bile tercih edebileceğiniz bu çok özellikli köyde yapabilecekleriniz bunlarla sınırlı değil. Orman içi parkurunda yürüyüş, kros, koşu, bisiklet, tesislerin spor sahaları ve salonlarında aletli jimnastik yapabilir, yüzme havuzlarından yararlanabilirsiniz.


23 Mayıs 2007 Çarşamba

ANADOLU FENERİ




Beykoz'dan dönüp Yuşa Tepesini geçerek Anadolu Kavağına gidiliyor, bunun yanı sıra yola devam ederek Yoros Kalesi yanından geçip Poyraz ve Anadolu Fenerine ulaşmak mümkün. Bir başka alternatif olan Beykoz'dan direk olarak Akbaba Köyü yoluyla Anadolu Fenerine gidilebiliyor. Her iki yol ile ulaşılan bu iki nefes borusu İstanbul boğazına hâkim manzarasıyla yüksek tepelerde yer alıyor.

Hiç İstanbul'da değilmiş gibi bir izlenim içinde ilerlediğiniz yolun yemyeşil ağaçlarlar, bodur bitkiler, çiçekler, ormanlarla kaplı olması, hala betonlaşan kentte hayat olduğunu anımsatması, mutluluğunuzu artırmaya yetiyor. Bu izlenimle 10 dakika gibi kısa sürede sağlı sollu piknik bahçeleri arasından geçerek geldiğiniz Anadolu Feneri son nokta oluyor. Rampada ki restoran önünden geçen yokuş sizi sahile balıkçı teknelerinin çekek yerine getiriyor. Manzara ve ortamın tadını iyice çıkarmak, bu zevki uzun süre yaşamak için araçlarında şezlong, portatif masa, katlanabilir sandalye, şemsiye getirmeyi tasarlayıp gerçekleştirenler, doğanın bonkör davrandığı yerlere imrendirici masalarını kuruyorlar. Sahile inen yokuşu kullanmayıp da düz devam ederek fenere ulaşanlar, fenere komşu olan caminin balkonundan çevreyi seyretme imkânı buluyorlar. Kuruluşu diğer kale ve kulelerle aynı tarihi taşıyan, aynı ölçülere sahip Anadolu Feneri Gözetleme kulesi, bugünkü deniz fenerinin bulunduğu yerde ki dış duvar kalıntıları da görüldükten sonra, arzu edenler caminin arkasında bulunan dik merdivenden inerek yamaca kurulu kuş yuvası misali mütevazı balık lokantasında mola veriyorlar.

İsterseniz İstanbul'a direk dönüyor, isterseniz ekmek arası midye tava yeme bahanesiyle Anadolu Kavağına uğrayabiliyor veyahut Yuşa Tepesine giderek dua ediyorsunuz. Tarihin sessiz tanıklarından olan Anadolu yakasında Anadolu Feneri, Rumeli yakasında Rumeli Feneri boğazın Karadeniz girişinde gece gündüz gemilere yol gösterip birbirlerine göz kırpmaya devam ediyorlar.

22 Mayıs 2007 Salı

BAYRAMOĞLU




Bayramoğlu Hayvanat Bahçesi Kuş Cenneti ve Botanik Parkı

Şimdiye kadar sadece dergi sayfalarında ya da filmlerde gördüğünüz pek çok hayvanı bir adımlık mesafeden görmek istiyorsanız bu merakınızı gidermenizin bir yolu "Bayramoğlu Hayvanat Bahçesi Kuş Cenneti ve Botanik Parkı". Bir çeşit mutluluk bahçesi olan park tekrar tekrar ziyaret edilebilecek güzellikler sergiliyor. 1991 yılında kurulmaya başlayıp 1993 yılında ziyarete açılan Türkiye'de eşi olmayan alanda 500'e yakın kuş türünün yanı sıra, 300'den fazla çeşit bitki, yüzlerce çeşit hayvan burada doğal ortama eş şartlarda barınıyor. 140.000 metrekarelik hayvanat bahçesinde, çocuk parkı, cafe ve dinlenme üniteleri içinde çocukların heyecanını paylaşabilir mutlu yüzler görebilirsiniz. Hayvanat bahçesinde kuşların yanı sıra, muzip maymunlar, koi balıkları, tropikal bölge hayvanları, bahçe malzemeleri satış galerisi, birbirinden cazip eşyaların sergilendiği market en çok ilgi çeken yerler arasında yer alıyor.
Geziye çıktığınız andan itibaren, titiz bakımı fark ediyor, tropikal ülkelere has hayvanları görmeye, kuşlara ayrılan bölümlerden başlıyorsunuz. Gerçek olduğuna inanılması güç, muhteşem renklere sahip geveze papağanlar, türlü sesler çıkarıp hiç boş durmuyorlar. Muhabbet kuşları toy, turna kuşu türlerinin kafeslerini gezmeyi bitirdiğiniz an karşınıza cazip hayvan aksesuarlarının sergilendiği bir galeri çıkıyor. Hiç aklınızda yokken bile gördükleriniz karşısında acaba "ne beslesem" sorusunu düşünmeye başlıyorsunuz. Karar verdiyseniz, besleyeceğiniz tür hayvanın araç, gereç, giyim-kuşam, yem, ilaç, tüm ihtiyaçlarını bulabiliyor, birbirinden ilginç şirin hayvan resimlerinin bulunduğu t-shirt, anorak, maskot türü şeyleri de alabiliyorsunuz. Parkın bir başka bölümündeki havuz içinde palyaçolar kadar renkli Japon Koi balıkları görülüyor. Dünyanın en pahalı balıkları olan Koiler, Japonlarca talih, saadet ve uzun ömür ifade ediyor. 120 değişik rengi tespit edilen balıklar, 50 ila 120 sene yaşayabiliyor ve insan dostu olarak tanınıyor. Korkmasını hiç öğrenememiş bu balıklar havuza yaklaşınca önünüzde toplanıyorlar. Gezinizin devam ettiği bölümlerde güzel sürme gözlü ceylanlar, karacalar, heybetli boynuzlarıyla ağırbaşlı geyikler ve antiloplarla tanışıyorsunuz. Bu tanışmanın ardından seyredenleri kahkahalara boğan maymunların bahçesine geliyor, karşılıklı bakışmalarla maymunların yaptığı muzipliklere şahit oluyorsunuz. Maymunlardan şişman, tembel pelikan kuşlarına oradan kuğuların yüzdüğü havuzlara, deve kuşu, lama, midilli atları, zebra ve tavşanların bulunduğu bölümden dönüp tavuk türleri, baykuş, akbaba, deve ve kendini sevdiren atların bulunduğu bölüme gelince saati unutuyorsunuz.
Geziye devam ederseniz flamingoların bulunduğu havuzda kendinizi hayal ülkesinde sanıyorsunuz. Şeker pembesi renkli flamingoları, narin yapılı boyunları, uzun bacakları, keklik sekişli yürüyüşleriyle fotoğraflamaktan büyük haz duyuyorsunuz. Hayvanat bahçesinde fotoğraf çekenlerin için kısa sürede karta basan laboratuarlar dahil ziyaretçiler için her şey düşünülmüş. Her şeye rağmen hayvanların bulunduğu tel örgülü kafesleri aşıp fotoğraflamak neredeyse imkansız. Parkın tropik merkez ve akvaryum bölümlerinde nadide canlı türlerini görebilir, bahçe içinde yer alan ilginç bitki türlerini inceleyebilir, parkta beğendiğiniz bir hayvanı sahiplenerek sponsorluğunu üstlenebilir veya gönüllü üye olabilirsiniz.

20 Nisan 2007 Cuma

ABANT


Her mevsimin renklerini üzerinde çok güzel bir elbise gibi taşımasını bilen Abant'ta, yaz aylarında, gölün etrafında bir hamakta ya da çimenlerin üzerinde yapılan bir öğle uykusu... kış aylarında ise, beyaz bir görüntü eşliğinde buz tutmuş bir göl manzarası. Ama en güzel mevsimi bahar aylarıdır. Yaprakların, yeşilden yavaş yavaş sarıya, ya da sarıdan yeşile dönüşü... ve bahar aylarının güzelliklerini hiç çekinmeden umarsızca size sunar Abant.

Lezzetli alabalıkların bulunduğu ve olta balıkçılığı zevkinin dört dörtlük tadıldığı Abant Göl çevresi, bitki ve hayvan türleri açısından oldukça zengin. Kuşlar, sincaplar, su samurları bir yana, bölgede bir de geyik üretme çiftliği bulunuyor.Çevrede dolaşmanın, koşu yapmanın sonrasında ailece kendin pişir kendin ye tarzı ağaç masalarda, toprağa basarak açık hava piknikleri yapmanın tadına ise doyum olmuyor.Göl yüzeyinin kış mevsiminde donmadığı zamanlarda gölde su bisikleti ve sandalla gezme olanağı da bulunuyor.Kışın atların çektiği kızaklarla göl turu yapılırken, yılın her ayında kır gazinolarında, kafelerde kahve veya çay içip dinlenebiliyor ya da yemek ihtiyacı karşılanabiliyor.

AĞVA



Ağva, İstanbul’a sadece 97 km. uzaklıkta olmasına rağmen doğallığını kaybetmemiş. Sevgilinizle, eşinizle yada arkadaşlarınızla gönlünüze göre bir hafta sonu geçirmek istiyorsanız buyrun Ağva'ya...

Ağva, Yeşilçay ve Göksu’nun denize döküldükleri yerde oluşan küçük bir delta üzerine kurulu olan yerleşim yeri, Latince’de “iki dere arasındaki köy” ve “su” anlamlarına geliyor.

Sırtını yemyeşil ormanlara dayayan Ağva'nın cephesi Karadeniz'e dönük. Kıyıya çok yakın yerleşim alanı olmaması, Ağva sahillerinde görüntü ve deniz kirliliği gibi bir sorunu ortadan kaldırıyor. Bu sayede geniş kumsalları ve berrak denizi ruhunuzu da okşayan bir yapıya bürünüyor.




19 Nisan 2007 Perşembe

ŞİLE










Haftasonu geldi, denize girelim, olmadı gezelim, ama uzağa gitmeyelim, yada hadi 1 gece kalalım dönelim diyenlere ... İstanbul'a yaklaşık 1 saat mesafede, denizse deniz, gezmeyse gezme, ya da mangal, piknik ...Şile...

Şile, tarihi M.Ö. 12.000 - 6.000'lere kadar inen bir yerleşim birimidir. "Şile" Yunanca bir kelimedir. Türkçe'de Mercanköşk anlamına gelir.
Bu bitki, tepelerde ve dağ sırtlarında yetişir ve güzel kokulu çiçekler açar.

Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır.
Şile'yi dünyaya tanıtan en önemli kültür varlığı "Şile Bezi"dir. Şile Bezi, el tezgahlarında, pamuk ipliğinden dokunan, tamamen Şile'ye özgü bir değerdir. Şile'ye özgü otantik özelliği ona bu adın verilmesini sağlamıştır. Şile Bezi'nden çeşitli giysiler üretilmektedir. Vücut terini emme özelliğinden ötürü sağlıklı bir kıyafettir.

Şile Bezi Kültür Şenliği, her Temmuz ayının son haftası ile Ağustos ayının ilk haftası arasında düzenlenir. Şile ile bağdaşan, özdeşlenen ve gelenekselleşen bu şenlik giderek bir kültür ve sanat şenliğine dönüşmüştür.

27 Mart 2007 Salı

SİLİVRİ




Antik Çağdaki ismini Selymbria veya Selybria olduğu bilinen kent, doğal bir limana sahip olması ve önemli ticaret yollarının üzerinde bulunması sebebiyle her dönemde önemini korumuştur.

Çarpık kentleşmeden uzak planlı bir yapılaşma içinde olan Silivri, sakin bir liman yapısına sahip olduğundan balıkçılar içinde uygun bir barınak olmaktadır. Aynı zamanda düzenli bir sahil yapısı olduğundan akşam üzerileri ve geceleri çay bahçeleri ile cafeler de insanlar, en güzel ve dinlendirici zamanlarını geçirebilirler. Yaz ve kış günbatımının eşsiz güzelliğini seyredebilirler.

Balık ve Yoğurt en meşhur yiyecekleri arasındadır.