30 Kasım 2007 Cuma

VENEDİK


Dünya üzerinde görebileceğiniz en sihirli mekanlardan biridir VENEDİK. Denizin ortasına kondurulmuş muhteşem yapılardan oluşan ve üzerinden geçen yüzyıllardan etkilenmeden günümüze gelen bu güzel şehir , insanın görmeden ve içinde yaşayıp o nemli havasını solumadan gözünde canlandırabileceği bir yer değildir.

Venedik ; kuzey İtalya'nın doğusunda Adriyatik denizi kıyılarında karaya 4 kilometre uzunluğunda kara ve demir yolu köprüsü ile bağlanan , yaklaşık 118 adacık üzerine kurulu bir ada şehirdir. Venedik'te adacıkları birbirinden ayıran 170 kanal ve birbirine bağlayan 400 köprü bulunur.

Venedik'te yaşayanların %50'den fazlası geçimlerini turizmden sağlamaktadırlar.Bugüne kadar ki rekor bir günde 150.000 turisttir.

Bu kadar turistik olması ve herşeyin deniz yoluyla taşınması sonucu fiyatlar İtalya'nın geneline göre %10 daha pahalıdır.

Canal Grande (Grand Canal)

Grand Canal (Büyük Kanal) Venedik'e geldiğinizde öncelikli olarak görmeniz gerekenler, Venedik'in ana caddesidir. Venedik'in karaya bağlandığı noktadan kalkan Vaporetto'lardan birine bindiğinizde sizi, bu harika caddeden sürprizlerle dolu bir rüyaya taşıyacaktır. Evet, Grand Canal'da suların üzerinde süzülürken aklınızdan sıkça geçecek bir sorudur bu, acaba rüyada mıyım? Vapurunuz ilerledikçe ne tarafa bakacağınızı şaşırırsınız; bu durumda en iyisi bir gidiş bir de yukarı dönüş turu yapmaktır ki hiçbir şeyi kaçırmayasınız. Öncelikle, Venedik'in kendine has ev mimarisi sizi gülümsetir. Hepsi birbirinden güzel renklere boyanmış suların içinde yüzyıllardır solmayan çiçekler gibidirler ve sanki bunun farkındaymış gibi hepsinin cam içlerinde yine rengarenk çiçekler sizi karşılar. Bir an duraksarsınız bu evlerin kapılarının suya açıldığını farkedince. Grand Canal'dan turunuza devam ederken buraya açılan küçük kanalcıkları görürsünüz, bazıları sadece gondolların girebileceği genişliktedir. Yolunuz her iki yakasında kimisi baston şekerler gibi boyanmış kimi de ham kütük kazıklar görürsünüz ki bunlar teknelerin park yerleridir.

Sular, gondollar, köprüler derken birden bire karşınıza çıkan San Marco Meydanı, katedral, kiliseler , Campanelli, Dükler Sarayı ve diğer ihtişamlı binalar Venedik'in bitmeyen güzellikleri olarak kendilerini gösterir.

Rialto Köprüsü
Venedik kentinin en renkli mekanlarından biridir. Yalnız iki yakayı birbirine bağlamakla kalmaz; aynı zamanda cıvıl cıvıl bir alışveriş mekanıdır. Rialto köprüsünün üzerinde, girişinde ve çıkışında birbirinden güzel cam eşyalar, maskeler, kuklalar, ayakkabı-çanta ve meyve sebzeden tutunda şekerleme ve çöreklere kadar satın alabilecek her şeyi bulabilirsiniz. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto Köprüsü'nün üzerinden Grand Canal manzarası bir harikadır.

Günah Köprüsü

Dükler Sarayı ile Yeni hapishane arasında kapalı olarak inşa edilmiş bir köprüdür. İsmini muhtemelen buradan cezaevine giden mahkumların Venedik'e son kez bakmasından almıştır.

26 Nisan 2007 Perşembe

İTALYA HARİTASI


10 Nisan 2007 Salı

ROMA



2700 yıllık bir tarih kültü olan Roma, Avrupa'nın en eski kentlerinden biri. Tiber kıyılarında yedi tepeye kurulmuş olan kent, tarihte önemli kültürlere tanıklık etmiş. 'Antik Roma' gibi önemli medeniyetlere beşiklik eden kent, aynı zamanda Hıristiyanlığın da merkezi.Pek çok politika, hukuk sistemi ve felsefi anlayış bu topraklarda şekillenmiş, dünyanın bir çok kenti Antik Roma'nın tarz ve teknik yapısını baz almış. Bugünkü Roma, bu iki bin yıllık serüveninin nadir ve ince katmanlarını barındırıyor. Güney İtalya'da 1500 km'lik bir alanda, denizden 28 kilometre uzaklıkta 3 milyonluk bir nüfusu barındıran kentte, bir de Bağımsız Vatikan Devleti bulunuyor.

Roma M.Ö 8. yüzyılda, küçük bir Demir Çağı köyü olarak kurulmuş. Romalılar MÖ 616'da komşuları Etrükslerin elindeki iktidarı ele geçirmiş, ama 509'da Roma'nın Cumhuriyet halini alması ile güçlerini kaybetmiş. MÖ 1. yüzyılla birlikte İspanya, Kuzey Afrika ve Yunanistan'a kadar genişlemiş. Jül Sezar belli bir süre diktatörlük yapmış, daha sonra Roma'nın ilk imparatoru olmuş. Hz. İsa, Agustus zamanında doğmuş ve ilk Hıristiyanlar 4. yüzyıla kadar zulüm görmüşler. Bu yeni din hızla yayılarak Roma onun merkezi haline dönüşmüş. Şehir ortaçağ ile birlikte nüfuzunu kaybetmeye başlamış, 15. yüzyılda ise eski gücüne kavuşmuş, Rönesans ve Barok dönemi sanatçıları, kenti inci gibi işlemiş. 1870'de ise birleşik İtalya'nın başkenti olmuş.Eski şehrin duvarları arasında 16 ayrı bölge bulunuyor.