2 Nisan 2008 Çarşamba

Harbiye


Hatay ili'nde, Antakya merkez ilçesine bağlı belde. Yüzlerce yıllık bir yerleşim yeridir. Tarihsel adı 'Defne' veya 'Daphne' olarak bilinmektedir.

Antakya Bölgesindeki En Eski şelalerden birisidir. En yukarısında en aşağısına kadar belirli aralıklarla küçük, orta ve büyük şelaleler bulunmaktadır. Ana kaynaktan en aşağıya kadar yaklaşık olarak 1.5 km uzunluğundadır. Çevre İllerden gezi turları düzenlekmektedir.

Yeşil alanlarının fazla olması ve şelalelerinin güzelliği ile ünlenmiş olan Harbiye, konumu itibari ile Ortadoğu’yu Türkiye’ye bağlayan yol üstünde bulunduğundan bu ülkelerden gelen turistlerin hem uğrak yeri, aynı zamanda konaklama ve eğlence yeridir. Oteller (ikisi işletme belgeli olmak üzere toplam 5 adet otel bulunmaktadır) ve çok sayıda pansiyon yanında, halkın bir kısmı evlerininin bir kısmını yaz mevsiminde turistlere kiraya vermektedir. Turistler, genellikle Arap ülkelerinden gelmektedir.


24 Ağustos 2007 Cuma

İSSOS

Gülleri almış bir koku İssos adına,


Çiçekleri mor bağlamış çimenlerinde,


Bu günlerde topraklar yağışsız kurşuni,


Ağıtlarımız da buz tenli diyar gizleri.


İssos, binlerce yıldan beri değişik söylencelere tanıklık etmiş olup, Akdenizin doğu kesiminde ve dolayısıyla Erzin sınırları içerisinde yer alır. Şehrin sahipsiz kalıntılarına Erzin'e 7 km mesafedeki İstasyon Mevkiinde rastlamak mümkündür.

Mezopotamya'yı Yunan kültürüne, Anadoluyu İslam Ülkelerine bağlayan merkez konumundaki İssos ; Bizans, Geç Hitit, Selaukos, Pers ve Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır. Bölgesel olarak çok önemli bir konuma sahip olmasına rağmen günümüzde işlevsiz günlerini yaşıyor, hem de sessizce.
Oluşumu itibariyle mimari özelliği, kendinden sonraki zamanlara öncülük eden bir özelliğe sahip olan İssos kalıntılarının içinde 1-2 km. uzunluğunda, yüksekliği ise yer yer 7-8 m olan ve hala ayakta kalmayı başaran su kanalları bulunuyor. Akdeniz'e Cenevizli gemicilere Amanosların eteklerinden su iletme projesinin ürünüdür, bu su kanalı.

Büyük İskender'in zaferleriyle sonuçlanan M.Ö 333 yılında Pers kralı III. Darius'la yaptığı büyük bir savaşa sahne olan bölge asıl altın çağını Roma döneminde yaşamış ve bu zamandaki imar faaliyetleriyle yeni bir kimlik kazanmıştır.

Ayakta kalmaya çalışan kalıntıların önemli bir kısmı metrelerce toprak altında kalmış ve ciddi bir kazı çalışmasını bekler duruma gelmiş fakat arazinin volkanik yapısı, deprem ve denizden esen rüzgarlarla gelen kumlar gibi doğal zararların yanı sıra bu değerli kalıntılara esas büyük darbeleri içinden geçen yollar ve çevre yerleşim birimleri vermiş, her ne kadar bölge sit alanı olarak ilan edilse de yağmalar önlenememiştir. Tiyatrosu, spor kompleksi, sütunlu caddeleri, hamamı, tapınakları, su sarnıçları, mezarlıkları ve sahildeki iskelesi kaderine terkedilmişliğin hüznünü yaşamakta günümüzde.

Süregelen yaşamda, anıların gerisine düşerek, bizi sınırlayan doğa içinde tarihe ve sanata karşı tavrımızın farkında değiliz aslında. Gelmek istediğimiz uygarlık düzeyinin tüm gelişim hallerini düşündüğümüzde ileri doğru işleyecek olan bilincimizi geçmişle bütünleştiremeyip günü birlik yaşıyor ve algılamakta zorlandığımız zamanın ilerleyen sürecine tanık oluyoruz.

İssos da şimdi geçmişten gelen el'in sanat imgesi, taşların mekan örgüsü esmerleşti, toprakta da açmaz oldu güller...






ERZİN

Erzin'in 1473 Otlukbeli Savaşından sonra çoğunluğu Akkoyunlulardan oluşan Türkmen boylarının, İssos ovasının kuzeyindeki bol otlak ve sulak bir alan olan Karahüyük yöresine göçleri ve zamanla bazılarının şimdiki Yoncadüzü ve Gökdere arasındaki "Akdam", bazılarının da Erzin in batısındaki "Şeyhin Ocağı" bölgelerine gelerek buraları yurt edinmeleri sonrasında kurulduğu ve adının da Orta Asya da bulunan Tannu (Tanrı) dağları civarındaki (Tannu Ola) Erzin şehrinin isminden geldiği sanılmaktadır.Yanlız Türkmenlerin, Karahüyükten 1695-1700 yıllarında buraya gelmeden önce Selçuklular ve Memluklular zamanında bazı Türk boylarınında (Özerler, Tebüklüler-Tıbıklar, Pındıklar) bölgeye geldikleri tahmin ediliyor.

1903 yılında Mutasarrufluk olan Erzin 1906 yılında Bucak haline dönüştürülmüş, 11/07/1930 tarihinde de Adana dan ayrılarak Hatay iline bağlanmıştır.
1.Dünya Savaşından sonra Erzin, Fransızlar ve Ermenilerin işgaline uğramış ve 4 yıl kadar bunların istilasına maruz kaldıktan sonra 8 Ocak 1922 de bağımsızlığına kavuşmuştur.

1987 yılında İlçe statüsüne kavuşan Erzin hızla büyümekte ve gelişmektedir.