11 Şubat 2008 Pazartesi

OLYMPOS






Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 metrelik muhteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

Tamamı arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında olan Olympos, denize açılan ve ortasından Akçay deresinin aktığı bir vadi içine kurulu. Su kanalları, surlar, lahit mezarlar gibi kente ait pek çok kalıntı görülebilir. Antik çağlarda nehir kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline getirilen nehirden gemiler de geçebilmekteydi. Ören yeri girişinden antik kentin kalıntıları arasında yaklaşık 1,5 km yürüyerek Olympos sahiline ulaşılır.
Sit alanında gezmek için sandalet tarzı açık bir ayakkabı giymenizi tavsiye ederim..

19 Nisan 2007 Perşembe

SAKLI CENNET


Bozulmamış olan kumsal ve hemen arkasındaki antik Olimpos kenti kalıntılarıyla beraber ormanlık dokusu, eşsiz manzarası ve gelişmiş turizm alanı Çıralı.


Çıralı adını Yunan Mitolojisine başlıbaşına bir efsane kazandıran Olimpos Yanartaş'tan almıştır. Olympos İ.Ö. II.yüzyılda kurulmuş bir liman kentidir. İ.S. XV.yüzyıla kadar varlığını korumuştur.

Ünlü Bellerophontes efsanesi burada geçmiştir.

15 Nisan 2007 Pazar

CARETTA CARETTA


Soyu tükenmekte olan Caretta Caretta adlı deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktıkları ender sahillerden biri Çıralı sahilidir.

Eğer şanslıysanız deniz girerken onlarla karşılaşabilirsiniz.

11 Nisan 2007 Çarşamba

YANARTAŞ

Yanartaş, Yanar Dere vadisinin güney yamacında, serpantinitler içerisinde üç ayrı lokalite'de çıkarak yanan doğal gaza yöre halkının verdiği isimdir. Gaz çıkış lokalitelerinden en çok ziyaret edileni Yanartaş 2 olarak gösterilendir. Burada, mevsimlik akan Yanar Dere vadisi'nin batı yakasında, yamacın deniz seviyesinden 165 m. yüksekliğindeki noktasından başlayarak 180 m.'ye kadar yükselen 80 metre uzunluğundaki meyilli yüzeyi üzerinde dört ayrı seviyede sürekli yanan gaz çıkışları bulunmaktadır.

Efsaneye göre bu, Belerefon tarafından öldürülen Kimera adlı canavarın dilidir. Anlatılanlara göre: Bir zamanlar Belerefon adlı yakışıklı bir delikanlı vardı. En büyük isteği Pegasus denen kanatlı ata binmekti. Ancak çok zordu bu ata binebilmek. Pegasus'u ne yapıp yapıp ele geçirmek isteyen delikanlı uğraşır, didinir, sonunda karşısına çıkan iyi yürekli bir yaşlının öğüdü ile Athena'nın Tapınağında bir gece uyur ve rüyasında tanrıçadan bir gem alır. Uyandıktan sonra atı arar, bulur ve altın gemi takarak üstüne atlar. Böylece gökler hakimi olur. Bir gün kaza ile kardeşini öldüren Belerefon çok üzülerek gurbete çıkar. Bir çok serüvenden sonra baş tarafı arslan, ortası keçi, kuyruğuda yılan olup ağızından alevler saçan Kimera canavarı ile karşılaşmak zorunda kalır. Yayını ve oklarını alarak uçan atına atlar, Kimera'nın bulunduğu yere gelir. Canavar üstünde uçan Belerefon ve Pegasus'a bir şey yapamaz. Delikanlıda onu oklayarak öldürür. Fakat canavarın ağızından çıkan alevi söndüremez. İşte bu alev yıllardan beri dağın yamacında hala yanmaktadır. Homer ve diğer ozanların eserlerinde sözünü ettikleri alev bu efsanedeki alevdir...