
Tilmen Höyük, İslahiye ilçesinin 10 km. uzaklıktadır.
Bölgenin en büyük höyüklerinden olup 24 metre yüksekliktedir. Yapılan kazılardan buranın M.Ö. 3 bin yılının son döneminde büyük bir şehir olduğu ortaya çıkmıştır.
Şehir iç ve dış kaleden oluşmaktadır. Kalenin surları büyük ve düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.
14 Aralık 2007 Cuma
TİLMEN TÜMÜLÜS
15 Ekim 2007 Pazartesi
ARKEOLOJİ MUZESİ
21 Nisan 2007 Cumartesi
HASAN SÜZER ETNOĞRAFYA MÜZESİ

Bina ana kaydı içine oyulmuş mahzen üzerine 3 kattan oluşmakta, ikisi ana yola, diğeri ara sokağa açılan üç girişi bulunmaktadır. Ön cephedeki işlemeli büyük kapıdan "hayat" adı verilen orta bahçeye, küçük kapıdan ise "selamlık" denilen bölüme geçilmektedir. Hayatın güneybatı köşesinde; üst katında oturma odası, alt katında ocaklık ve tuvaletin yer aldığı iki katlı müstakil bir bina daha yer almaktadır. Bu bölüm evin hizmetkarları tarafından kullanılmıştır. Hayat, ince bir taş işçiliğinin eseri olan renkli taşlarla kaplanmıştır. Bodrum katları; birbiri içine geçme iki ayrı mekandan ibaret olup, ikisi arasında yaklaşık 2 metre kot farkı mevcuttur. Tamamen yerli kayaya oyulmuş mağara görünümündeki bodrum katta, pekmez ve zeytinyağı depolamaya yarayan küpler, erzak depolamaya yarayan bölümler ve su kuyusu bulunmaktadır. Bu bölümde ayrıca büyük bir dokuma tezgahı yeralmaktadır.Zemin katta; iki oda, "ocaklık" adı verilen mutfak, evin hamamı ile bu mekanın ısınmasını sağlayan ocaklar ve iki farklı taraftan birinci kata çıkan merdivenler yer almaktadır. Hamam, Türk hamamı özelliklerini taşımakta, külhandan gelen ve alttan geçen duman vasıtasıyla ısınmaktadır. Girişin sağında yer alan oda "tandır odası"dır. Adını tandır denilen gömme bir taş ocak üzerine konan bir kürsü ve onun üzerine örtülen geniş bir yorgandan oluşan mahalli bir ısınma sisteminin burada bulunmasından almaktadır Birinci katta sofada, taş işçiliği ve boyalı tezyinatı ile dikkati çeken bir çeşme ve Hayat'a bakan üç ayrı oda yer almaktadır. Odalardan birisi gelin görme odası, diğeri günlük yaşamın sürdürüldüğü iş odası, üçüncü oda ise erkek misafirlerin ağırlandığı selamlık bölümü olarak tanzim edilmiştir. İkinci katta yer alan odalardan ikisi ev sahibine ait harem bölümü olarak düzenlenmiştir. Üçüncü katta terasa geçişi sağlayan camekanlı bir oda ve "güvercinlik" bulunmaktadır. Bu bölüm günün yorgunluğunun giderildiği sakin bir köşe olarak canlandırılmıştır. Bina içinde yer alan bölümler günlük yaşamdaki fonksiyonlarına göre yörenin eşyası ile donatılmış, mankenlerle teşhire canlılık ve gerçekçilik verilerek hizmete sunulmuştur. |
GAZİ ŞEHİR
Gaziantep ilinin yerleştiği coğrafi alanın, ilk uygarlıkların doğup geliştiği Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunması, ayrıca güneyden ve Akdeniz’den gelip doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu ilin tarihinin çok renkli olmasını sağlamış, dolayısıyla tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması, Gaziantep’in önemini artırmış ve canlılığının sürekli olmasını sağlamıştır. Gaziantep tarihinin devreleri Paleolitik, Kalkolitik, Neolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selökidler, Roma ve Bizans, İslam ve Türk devirleri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde açık bir şekilde görmek mümkündür. Tarih içerisinde Ayıntap, Antep, Kala-i Füsus ve Hantap gibi isimlerle anılan Gaziantep, adını tarihin derinliklerinden, sıfatını ise Milli Mücadeledeki kahramanlıklarla dolu müdafaasından almıştır. Gaziantep, Kurtuluş Savaşı hatıraları, zengin tarihi ve kültürel çevresi, otoyolu, uluslararası havaalanı, tren garı, leziz yemekleri, eşsiz el sanatları, camileri, kaleleri, hanları, kastelleri, hamamları, türbeleri, kiliseleri, yaylaları, gezi ve piknik yerleri, sanayi ve ticareti ile bölgede öncü olan önemli bir ildir. "Ben Antepliler’in gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Antep’i değil Türkiye’yi de kurtardılar." M.Kemal Atatürk..... |
13 Nisan 2007 Cuma
ZEYTİNYAĞLI DOLMA
| Malzemeler - 6kişilik 4 kuru acur 4 kuru dolmalık biber 4 kuru patlıcan 1 çay bardağı nohut 1 su bardağı pirinç 4-5 soğan 2-3 diş sarımsak Yarım demet nane Yarım demet maydanoz Yarım demet dereotu 2 domates 4 çay bardağı zeytinyağı 2 çorba kaşığı dolmalık fıstık 1 çorba kaşığı biber salçası 1 çorba kaşığı kuşüzümü 1 su bardağı sumak ekşisi Yenibahar, karabiber, tarçın 1 çay kaşığı tozşeker 1 elma 1 ayva 1 su bardağı su Tuz Hazırlanışı: Nohutu akşamdan ıslatın. Ertesi gün suyunu değiştirip haşlayın ve kabuklarını soyun. Kuru acur, dolmalık biber ve patlıcanı haşlayıp suyunu süzün. Pirinci yıkayıp süzgece alın. Soğanları soyup küp şeklinde doğrayın. Sarımsağı kıyın. Nane, maydanoz ve dereotunu temizleyip ince ince doğrayın. Domatesleri rendeleyin. Yayvan bir tencerede zeytinyağını ısıtın. Soğan, sarımsak ve fıstığı ilave edip pembeleşinceye kadar kavurun. Pirinci ekleyip karıştırın ve şeffaflaşıncaya kadar kavurun. Rendelenmiş domates, biber salçası, kuşüzümü, nane, maydanoz, dereotu, sumak ekşisi, tozşeker, tuz ve baharatları ilave edip karıştırın. Pirinç suyu çekinceye kadar ara sıra karıştırarak kısık ateşte 5-6 dakika pişirin. Ateşten alıp ılınmaya bırakın. Hazırladığınız iç malzemesiyle acur, dolmabiber ve patlıcanları doldurup tencereye dizin. Elma ve ayvaların kabuklarını soyup ince ince dilimleyin. Tenceredeki dolmaların üzerini elma ve ayva dilimleriyle kapatın. 1 su bardağı su ilave edip kısık ateşte sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirin. Ilık veya soğuk olarak servis yapın. |
Gönderen MEL zaman: 18:52 0 yorum
Etiketler: ANTEP, YÖRESEL YEMEKLER
12 Nisan 2007 Perşembe
EL SANATLARI
BAKIRCILIK: Gaziantep bakır işletmeciliğinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bakırlar yekpare olarak imal edilir, yani lehim ya da bir başka yolla birleştirme yapılmaz. SEDEFÇİLİK: Hammaddesi, midye kabuğu, çeşitli teller ve ceviz ağacı olan Sedef ve Sedefkarlık sanatı Ortadoğu ülkelerinde doğmuş ve 15. yüzyıldan sonra Osmanlılara geçmiştir. Sedefçilik asırlarca değişik motif ve desenlerle zenginleştirilerek mimari yapılarda, kullanım eşyalarında ve silah süslemelerinde kullanılmıştır GÜMÜŞ İŞLEMECİLİĞİ: Yörenin antik şehir özelliği taşıyan Karkamış, Dülük, Belkıs kentleri ve höyüklerden çıkartılan gümüşler, gümüş işçiliğinin ve kullanımının ilde ve yörede eskiden beri çok yaygın olduğunu göstermektedir. YEMENİCİLİK: Yemeni, üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabılara denir. Yemeni diken insana da “Köşker” denir ANTEP EL İŞLEMESİ: Antep işi, beyaz kumaş üzerine iplik sarılarak ve çekilerek, beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle çeşitli susma ve ajurlarla süslenerek işlenir. Antep işi, ilk defa Antep ve çevresinde ev hanımları tarafından yapıldığı için bu adla adlandırılmıştır. İşlemelerin eski Türk işleme karakterini taşıması bu işlerin yerli halk tarafından yapıldığını göstermektedir. Günümüzde işleme tekniği bozulmadan sim, renkli iplikler ve yardımcı nakış iğneleri kullanılarak çok güzel işlemeler yapılmaktadır KÜPÇÜLÜK:Küpçülüğün yörede M.Ö. 6000’li yıllardan beri yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır.Topraktan yapılan bu ürünler günümüzde süs eşyası, çiçek saksısı ve turistik hatıra eşyası olarak değerlendirilmektedir. KUYUMCULUK:Altın işlemeciliği ilde Cumhuriyet’in ilanından sonra gelişmiştir. Gaziantep’te yapımı devam eden Altın Merkezi’nin faaliyete geçmesiyle Altın Borsası kurulacaktır. Gaziantep altın işlemeciliğinin en önemli özelliği mamullerin 22 ayar olarak imal edilmesidir. ANTEP KİLİMCİLİĞİ: Antep kilimlerinin hammaddesi öküz, deve ve at tüyü, koyun yünü ve keçi kıllarıdır. Antep kilimleri tezgah, şekil, dokunuş biçimleri ve nakışları yönünden diğer yörelerin kilimlerinden çok farklıdır. KUTNUCULUK: Hammaddesi; floş (suni ipek) ve pamuk ipliği olan ve tamamen el tezgahlarında dokunan kutnu bezi, Türkiye’de sadece Gaziantep’te dokunan ipekli bir dokuma türüdür. Kutnu kumaşı, yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş ve milli kıyafet olarak da kullanılmaktadır. ABA DOKUMACILIĞI: Aba; deve, öküz, ve at tüyünden, keçi kılından ve koyun yününden dokunan özel bir kumaştan yapılan bir erkek giysisidir. Abalar dokunduğu ipin ve kumaşın rengine, boyuna ve giyildiği yörenin ismine göre isimlendirilirler. ZURNACILIK: Üflemeli halk çalgılarımızın başında gelen zurna, kalın zerdali ağacından yapılır. Gaziantep’te; Tüm Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna çeşitleri imal edilmektedir. |
11 Nisan 2007 Çarşamba
KAZAN KEBABI
| MALZEME 4 tane orta boy patlıcan, 300 gr. kıyma, 4 tane yeşil biber, 4 tane domates, 2 tane orta boy soğan, 1 yemek kaşığı domates salçası, Tuz, karabiber, kırmızıbiber, 2 bardak su, 1 yemek kaşığı zeytinyağı. Patlıcanlar soyulur. Enine 5 eşit parça kesilir. Kıyma içerisine tuz, karabiber, ince doğranmış bir soğan ve kırmızıbiber ilave edilerek yoğrulur ve ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılır. Enine kesilmiş patlıcanlar bir parça et bir parça patlıcan şeklinde yerleştirilir. Diğer taraftan bir tencereye 1 yemek kaşığı zeytinyağı, halka halka doğranmış soğanlar, rendelenmiş bir domates konur. Bunların üzerine sıralanan et ve patlıcanlar yerleştirilir. Ayrı bir kapta domates salçası suda eritilip üzerine tuz, karabiber atılır ve patlıcanların üzerine dökülür. Kabuğu soyulan domatesler ve biberler halka şeklinde doğranır ve tencereye konur. Hazırlanan bu malzemenin üzerine bir tabak kapatılır ve kısık ateşte pişirilir. |
Gönderen MEL zaman: 20:04 0 yorum
Etiketler: ANTEP, YÖRESEL YEMEKLER
2 Nisan 2007 Pazartesi
PİRPİRİM AŞI
| MALZEME: 300 gr. kuru pirpirim (semizotu) 200 gr. tavla zarı büyüklüğünde doğranmış et 100 gr. mercimek 50 gr. lolaz 2 adet kuru soğan 13 diş sarımsak 2 limonun suyu 1 yemek kaşığı d. salçası 1 yemek kaşığı biber salçası 100 gr. nohut, 50 gr. bulgur Tuz, biber, biraz nane, yağ, Su. Küçük küpler halinde doğranmış ve tencereye konmuş etlerin suyunu bırakması sağlanır. Bu ete yağ, ince kıyılmış soğan ilave edilir ve orta ateşte soğan biraz solunca domates ve biber salçaları konur. Bunlarla da biraz soldurulduktan sonra üzerine sıcak su koyup biraz kaynatılır. Ayrı kaplarda mercimek, nohut ve lolaz ayrı ayrı haşlanır. Kurutulmuş pirpirim, suyu iyice koyulaşıncaya kadar haşlanır, suyu dökülür ve sıkılır. Kaynayan salçalı, kıymalı suyun içersine haşlanmış pirpirim, mercimek, nohut, bulgur lolaz ve dövülmüş sarımsak katıp tekrar pişirilir. Tuzu tamamlanır, ekşisi konur, ocağın altı kapatılır. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine yağ, kırmızıbiber ve nane ile süs yapılır. (Aynı yemek taze semizotu, pancar veya ıspanakla da yapılabilir.) |
Gönderen MEL zaman: 20:00 0 yorum
Etiketler: ANTEP, YÖRESEL YEMEKLER
16 Ocak 2007 Salı
HAŞHAŞLI BULGUR PİLAVI
| MALZEME 1 su bardağı haşhaş 1 su bardağı bulgur 3 su bardağı su 1 çorba kaşığı tereyağ 1 tatlı kaşığı tuz 3 bardak su kaynamaya bırakılır. Kaynar kaynamaz içerisine bulgur ve tuz ilave edilir. Bulgur yumuşayıp suyu az kalıncaya kadar ara sıra karıştırarak orta sıcaklıktaki ateşte pişirilir. Haşhaş, pilavın suyu ile sulandırılıp pilava ilave edilir. Bir iki dakika kaynatılıp üzerine kızdırılmış yağ dökülür. Sıcak olarak soğan, maydanoz, marul, domates garnitürü ile servis yapılır. |
Gönderen MEL zaman: 22:56 0 yorum
Etiketler: ANTEP, YÖRESEL YEMEKLER
Subscribe to:
Kayıtlar (Atom)









