| Malzemeler 1 adet bütün kuzu kolu (6 eşit parçaya bölünmüş) 1 çorba kaşığı çam fıstığı 2 adet kuru soğan 2 çay kaşığı yenibahar 500 gram pirinç 1 çay kaşığı tarçın 3 adet domates 1 çay kaşığı karabiber 5 adet çarliston biber Yeterince tuz. 1/2 demet dereotu 200 gram margarin 1 çorba kaşığı kuş üzümü Yemeklik doğradığımız 1 adet kuru soğanı, 60 gram margarin yağında pembeleştirelim. Etleri ekleyip, etler suyunu salıp da çekene kadar kavuralım. Etlerin üzerine, iki parmak çıkacak kadar su ekleyerek pişirelim. Pişmesine yakın, yeterince tuz ekleyelim. İyice piştikten sonra, etleri suyundan ayırıp, kalan et suyunu süzelim. Daha önceden, el dayanabilecek kadar tuzlu sıcak suda ıslattığımız pirinçleri, iyice yıkayalım. Kuş üzümünü de ılık suda ıslatıp, şişmesini sağlayalım. Pilav tenceresine geri kalan margarini koyup, eritelim. Önce çam fıstıklarını ve ince kıydığımız kalan soğanı, 5 dakika sonra da yıkayıp süzdüğümüz pirinçleri ekleyip, iyice kavuralım. Pirinçler tane tane olunca, suyunu süzdüğümüz kuş üzümlerini, yenibaharı, tarçını, karabiberi ve yeterince tuzu koyup bir kere karıştırdıktan sonra, ocaktan indirelim. Kenarlı ve kapaklı bir tepsiye, haşladığımız etleri aralıklı olarak dizelim. Kavurduğumuz pirinçleri, etlerin aralarına ve üzerlerine yayalım. Dörde böldüğümüz domatesleri, kesik kısımları alta gelecek şekilde, etlerin arasına, pirinçlerin üzerlerine yerleştirelim. Uzunlamasına ikiye böldüğümüz çarliston biberleri, çekirdeklerini çıkardıktan sonra, her domatesin yanına birer tane koyalım. Süzdüğümüz et suyunu, kaynar halde etlerin üzerine çıkacak kadar döküp, ağzı kapalı olarak, pirinçlerin suyunu çekmesini sağlayalım. İnce kıydığımız dereotlarını serpiştirip, 5 dakika sonra ocağı söndürelim. 15-20 dakika demlendirelim. Sıcak sıcak servis yapalım. |
13 Mayıs 2007 Pazar
ANKARA TAVA
Gönderen MEL zaman: 21:56 0 yorum
Etiketler: ANKARA, YÖRESEL YEMEKLER
DOĞAL ÜNLÜLER
ANKARA KEÇİSİ Birçok ülkede mohair diye adlandırılan tiftik, bilindiği gibi bütün dünyaya yurdumuzdan yayılan Ankara Keçisinin ürünüdür. Bu nedenle Tiftik Keçisi, dünya literatüründe Ankara Keçisi (The Angora Goat) olarak tanınır.Ankara Keçisini 13. yüzyılda Hazer Denizinin doğusundan, Anadoluya Türkler getirmişlerdir. Ankara Keçisi, Orta Anadolu`nun kurak iklim ve toprağı ile iyi bir şekilde bağdaşarak o zamandan beri bu bölgede gelişmiş, Orta Anadolu`ya özgü ve seçkin bir gelir hayvanı olma özelliğini bugüne kadar sürdürmüştür. ANKARA TAVŞANI (Angora Tavşanı) Dünyada Avustralya`dan Fransa`ya kadar birçok ülkede yetiştirilen ve sayıları milyonlarla ifade edilen Ankara Tavşanı, anayurdundaki birkaç çiftlikte bine yakın bulunuyor. Ankara Tavşanı tarihi belgelere göre 1723 yılında Anadolu`da tamamen yok olmuştur. Almanya`da yaşayan gurbetçi bir vatandaş tarafından yeniden anayurduna getirilen Ankara Tavşanı kayseri`de bir çiftlikte yetiştirilmeye başlanmıştır. Ankara`da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`na ait bir enstitüde de yetiştirilen Ankara Tavşanının sayısı sadece 500-1000 arasındadır. Tesadüfen bulunulan bu ırkı anayurdunda yaygınlaştırma çalışmaları devam etmektedir. Çok değerli olan Ankara Tavşanı anayurduna kolay uyum sağlamıştır. ANKARA KEDİSİ Ankara Kedisi dünyanın en sevilen saf kan kedi ırkları arasında yer almaktadır. Nesiller boyu "Ankara" her zaman uzun tüylü kediyi nitelendirmek için kullanılan bir terim olmasına rağmen tek saf kan Ankara, ataları Türkiye`den çıkmış olan Türk Ankarası`dır. Ankara kedisi Türkiye`de üretilmiş doğal ve saf bir kedi ırkıdır. Ankara kedisi ülkesinin ulusal hazinelerinden biri sayılmaktadır. |
PARKLAR
ALTINPARK “Doğu Akdeniz’in En İyi Parkı” ödülüne de sahip olan Altınpark, hayatın unutulan, ayrı düşülen hazlarının yeniden yaşanmasına ön ayak oluyor. Altınpark, Ankaralıları, kuşların ağaç dallarında cıvıldadığı, baharın binbir rengini taşıyan çiçeklerin etrafa kokularını yaydığı bir ortamda kentin gürültüsünden uzaklaşmaya ve dinlemeye çağırıyor. Uzmanlar tarafından “peyzaj harikası” olarak da nitelenen parkta 125 bin ağaç, 72 bin çeşitli bitki ve 2 milyon 500 bin çiçek bulunuyor. Bitkilerin sergilenip satıldığı bir sera, güvercinlerin, kartalların, tavus kuşlarının ve diğer birçok kuşun görülebileceği kuş evi de bulunan Altınpark’ın göletinde sandal, su bisikleti sefası yapılabiliyor. Balıkçı Koyu’nda bulunan dairesel havuzda da balık tutulabiliyor. Göl Tiyatrosu, sıcak yaz akşamlarında birçok etkinliğe ev sahipliği yaparken, İskele Çay Bahçesi, Yörük Çadırı ve piknik alanı da vatandaşların parktaki uğrak mekanları arasında yer alıyor. Altınpark, bünyesinde barındırdığı tenis kortu, tekerlekli paten pisti ve olimpik yüzme havuzu ile Ankaralıların spor yapmalarına olanak sağlıyor. Feza Gürsey Bilim Merkezi ile kentin en önemli fuar ve kongre merkezinin de bulunduğu parkta, değişik lezzetleri tatmak isteyen vatandaşlar da Park Restoran, Çin Lokantası, Rıhtım Restoran ve İtalyan Restoran’dan faydalanabiliyorlar. Parkta bulunan bir düğün salonu da vatandaşlara hizmet veriyor. MOGAN PARKI Mogan Parkı’na, kent merkezinden Gölbaşı’na uzanan Konya Yolu kullanılarak ulaşılabiliyor. Meraklılar ve araştırmacılar için gözlem evi ve 130 metre uzunluğunda ahşap bir yürüme yolu bulunan Mogan Park, alternatif dinlenme yeri olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Ankaralıların hizmetine sunuldu. Gölün mavi sularının eşliğinde yürüyüş yapmak isteyenler için 2.5 kilometrelik ahşap yürüyüş bandı bulunan Mogan Parkı’nda mangal tutkunları da düşünülmüş. Parkta, göl kıyısına yakın bir noktada barbekü de bulunan onlarca metal pergola yer alıyor. Yüksekliği 25 metre olan bir deniz feneri bulunan parka, çocukların faydalanabileceği bir çok park oyuncağının bulunduğu “Oyuncakistan” renk katıyor. Çocuklar, Su Oyunları Havuzu’ndaki akülü botlardan parkın etrafından gezdiren mini trenden de faydalanabiliyor. Antik Roma tarzında inşa edilen ve 3 bin kişi kapasiteli amfi tiyatro, yaz aylarında bir çok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Deniz Müzesinde ise basınç ölçmeye, mesafe tayin etmeye ve yön bulmaya yarayan araçlar, meraklıların ziyaretini bekliyor. Parkta, büyük bir nikah salonu, mini yarış arabaları pisti, açık hava sineması, 800 metrelik bir koşu parkuru, tenis kortları, basketbol sahaları, kafeler ve göl kafeteryaları bulunuyor. MAVİ GÖL PARKI Mavi Göl Parkı, uzun yıllar boyunca Ankara’nın su ihtiyacını karşılayan Bayındır Barajı’nın rehabilite edilmesi ile oluşturuldu. Parkta, süs lahanaları, horoz ibikleri, leylandiler, konik ladinler, kızılcık, yayılıcı taflan ve ateş dikeninin de aralarında bulunduğu önemli bir fauna yer alıyor. Park sınırları içindeki birbirinden güzel piknik alanları Ankaralıları bekliyor. Baraj gölünün etrafına konuşlandırılan ahşap kameriyeler, korulardaki ağaçların altına konulan piknik masaları ise hafta sonları mangalcıları ağırlıyor. Gölde balık tutmak isteyenler için ahşap bir platformun yer aldığı parkta, manzarayı seyretmek için seyir terasları da bulunuyor. Hiçbir atık suyun karışmadığı tertemiz suyu ile Mavi Göl, su sporları tutkunlarına da sayısız seçenek sunuyor. Vatandaşlar, parkın göletinde tekne turu atıp, su bisikleti kullanabiliyorlar. Parkta ayrıca, koşu parkuru, voleybol, plaj voleybolu, basketbol ve futbol sahaları bulunuyor. HARİKALAR DİYARI Harikalar Diyarı, “Avrupa’nın en büyük parkı” olma unvanını elinde bulunduruyor. Parkta, ağaç ve çalıgillerin de aralarında yer aldığı 40 bine yakın bitki bulunuyor. Hafta sonları Masal Adası’ndaki, Redkit ve Daltonlar, Keloğlan, Şirinler, Pinokyo, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler ve Asteriks, meraklı küçükleri ağırlıyor. Rengarenk park oyuncaklarının bulunduğu “Oyuncakistan”, Go-Kart pisti ve mini tren de miniklerin gözde mekanları arasında yer alıyor. Parktaki, mini golf alanı ve model uçak pisti, model araba alanı vatandaşların ilgisini çeken yerler arasında bulunuyor. Parkta ayrıca, barbekü alanı, Yörük Çadırı, Göl Çay Bahçesi, Nejat Uygur Amfi Tiyatrosu, Nikah Salonu, Düğün Sarayı, Hanımlar Lokali, Sincan Gençlik Merkezi de yer alıyor. GÖKSU PARKI Yapraklı ve çalı türünden 70 bin bitkinin süslediği Göksu Parkı’na hayat veren Susuz Göleti, yüzlerce su kuşuna ev sahipliği yapıyor. Büyük bir barbekü alanının yer aldığı parkta, vatandaşlar Türkiye’nin ilk dağ kızağına da binebiliyor. Ücretsiz olarak hizmete sunulan Seyir Kulesi, Oyuncakistan, Go-Kart pisti, mini tren, amfi tiyatro, minyatür kule de parka renk katıyor. Toplam kullanım alanı 508 bin metre kare olan parkın 141 bin metre karesi göletten oluşuyor. Parkta ayrıca, içerisinde su kuşlarının yaşadığı Bio-Küre, su bisikletleri, voleybol, plaj voleybolu, basketbol ve futbol sahaları, tenis kortu da bulunuyor. KUĞULU PARK Başkentin simgelerinden birisi olan Kuğulupark, yıllardır Ankaralılar için vazgeçilmez buluşma ve zaman geçirme yeri. Kuğulupark, ayrıca restoranlar, parfümeriler, pastaneler, bankalar, çiçekçiler ve sinemaların bulunduğu Tunalı Hilmi Caddesi’ne de komşu... Parkın havuzunda aralarında kuğular ve ördeklerin bulunduğu onlarca su kuşu yer alıyor. SEĞMENLER PARKI İran Caddesi ile Atatürk Bulvarı arasındaki vadiye yayılan Seğmenler Parkı, 1983’de açıldı. 67 bin metre karelik bir alanı kaplayan parkın içinde havuzlar, çocuk bahçesi ve zaman zaman konserlerin verildiği bir amfi tiyatro da yer alıyor. BOTANİK PARKI Botanik Parkı, Çankaya Caddesi ile Cinnah Caddesi arasındaki 65 bin metre karelik alana renk katıyor. Parktaki, Barış Çanı, atom bombasının atıldığı günün yıl dönümlerinde barış için çalıyor. Parkta ayrıca havuz, çiçek serası, çocuk bahçesi, uzuneşek oynayan çocuklar heykeli ile iki Ankara keçisi heykeli de bulunuyor. |
ANITKABİR




I. ANITKABİR DÜŞÜNCESİ Türk Kurtuluş Savaşı'nın ve Türk İnkılâplarının büyük önderi Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türk vatanının bağımsızlığını kazanması için giriştiği savaş ve Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği inkılâplarla geçen yaşamı 57 yıl sürmüş ve Büyük Önder 10 Kasım 1938'de ebediyete intikal etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'yi bütün kurumları ile çağdaş uygarlığın bir üyesi yapan, insanlık tarihine mal olmuş büyük bir önderdir. O'nun yüceliğini her yönüyle temsil edecek, ilke ve inkılâpları ile çağdaşlaşmaya yönelik düşüncelerini yansıtacak bir anıtmezar yapma fikri, Atatürk'ü kaybetmenin derin hüznü içindeki Türk milletinin ortak isteği olarak belirmiş ve yapımına karar verilmiştir. II. RASATTEPE (ANITTEPE) Anıtkabir yapılmadan önce rasat istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe'nin ismi Rasattepe idi. Bu tepede, M.Ö 12. yüzyılda Anadolu'da devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler (mezar yapıları) bulunmaktaydı. Anıtkabir'in Rasattepe'de yapılmasına karar verildikten sonra bu tümülüslerin kaldırılması için arkeolojik kazılar yapıldı. Bu tümülüslerden çıkarılan eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. III. ANITKABİR'İN İNŞAASI Anıtkabir projesinin belirlenmesinden sonra, inşaatın başlayabilmesi için ilk aşamada kamulaştırılma çalışmalarına başlandı. Anıtkabir'in inşaatı ise 9 Ekim 1944'de görkemli bir temel atma töreni ile başladı. Anıtkabir'in inşası 9 yıllık bir süre içinde 4 aşamalı olarak yapılmıştır. Birinci Kısım İnşaat: 1944-1945 Toprak seviyesi ve aslanlı yolun istinat duvarının yapılmasını kapsayan birinci kısım inşaata 9 Ekim 1944'te başlamış ve 1945'te tamamlanmıştır. İkinci Kısım İnşaat: 1945-1950 Mozole ve tören meydanını çevreleyen yardımcı binaların yapılmasını kapsayan ikinci kısım inşaat 29 Eylül 1945'te başlamış, 8 Ağustos 1950'de tamamlanmıştır. Bu aşamada inşaatın kâgir ve betonarme yapı sistemine göre, temel basıncının azaltılması göz önünde tutularak, anıt kütlesinin "temel projesinin" hazırlanması kararlaştırılmıştır. 1947 yılı sonuna kadar mozolenin temel kazısı ve izolasyonu tamamlanmış ve her türlü çöküntüleri engelleyecek olan 11 metre yüksekliğinde betonarme temel sisteminin demir montajı bitirilme aşamasına gelmiştir. Giriş kuleleri ile yol düzeninin önemli bir kısmı, fidanlık tesisi, ağaçlandırma çalışmaları ve arazinin sulama sisteminin büyük bir bölümü tamamlanmıştır. Üçüncü Kısım İnşaat: 1950 Anıtkabir üçüncü kısım inşaatı, anıta çıkan yollar, aslanlı yol, tören meydanı ve mozole üst döşemesinin taş kaplaması, merdiven basamaklarının yapılması, lahit taşının yerine konması ve tesisat işlerinin yapılmasını kapsıyordu. Dördüncü Kısım İnşaat: 1950-1953 Anıtkabir'in 4. kısım inşaatı ise şeref holü döşemesi, tonozlar alt döşemeleri ve şeref holü çevresi taş profilleri ile saçak süslemelerinin yapılmasını kapsıyordu. Dördüncü kısım inşaat 20 Kasım 1950'de başlamış ve 1 Eylül 1953'te bitirilmiştir. "Anıtkabir Projesi"nde mozolenin kolonat üstünde yükselen tonoz bir bölüm vardı. 4 Aralık 1951 tarihinde hükümet, şeref holünün 28 m.lik yüksekliğinin azaltılması ile yapının daha çabuk bitirilmesinin mümkün olup olmadığını mimarlara sordu. Mimarlar yaptıkları çalışmalar sonunda şeref holünü taş bir tonoz yerine, bir betonarme tavan ile örtmenin mümkün olduğunu bildirdiler. Böylece tonoz yapının zemine vereceği ağırlık ve bunun doğuracağı teknik mahzurlar da ortadan kalkıyordu. Anıtkabir yapımında beton üzerine dış kaplama malzemesi olarak kolay işlenebilen gözenekli, çeşitli renklerde traverten, mozole içi kaplamalarında ise mermer kullanılmıştır. Heykel grupları, aslan heykelleri ve mozole kolonlarında kullanılan beyaz travertenler Kayseri Pınarbaşı İlçesi'nden, kulenin iç duvarlarında kullanılan beyaz travertenler ise Polatlı ve Malıköy'den getirilmiştir. Kayseri Boğazköprü mevkiinden getirilen siyah ve kırmızı travertenler tören meydanı ve kulelerin zemin döşemelerinde, Çankırı Eskipazar'dan getirilen sarı travertenler zafer kabartmaları, şeref holü dış, duvarları ve tören meydanını çevreleyen kolonların yapımında kullanılmıştır. Şeref holünün zemininde kullanılan krem, kırmızı ve siyah mermerler Çanakkale, Hatay ve Adana'dan, şeref holü iç yan duvarlarında kullanılan kaplan postu Afyon'dan, yeşil renk mermer Bilecik'ten getirilmiştir. 40 ton ağırlığındaki yekpare lahit taşı Adana'nın Osmaniye İlçesi'nden, lahitin yan duvarlarını kaplayan beyaz mermer ise Afyon'dan getirilmiştir. IV. ANITKABİR'İN MİMARİ ÖZELLİKLERİ Türk mimarlığında 1940-1950 yılları arası, "II. Ulusal Mimarlık Dönemi" olarak adlandırılır. Bu dönemde daha çok anıtsal yönü ağır basan, simetriye önem veren, kesme taş malzemenin kullanıldığı binalar yapılmıştır. Anıtkabir bu dönemin özelliklerini taşımaktadır. Bu dönem özellikleri ile birlikte Anıtkabir'de Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerine ve süsleme öğelerine sıkça rastlanır. Örneğin dış cephelerde, duvarların çatı ile birleştiği yerde kuleleri dört yandan saran Selçuklu taş işçiliğinde testere dişi olarak adlandırılan bordür bulunmaktadır. Ayrıca Anıtkabir'in bazı yerlerinde (Mehmetçik Kulesi, Müze Müdürlüğü) kullanılan çarkıfelek ve rozet denilen taş süslemeler Selçuklu ve Osmanlı sanatında da göze çarpmaktadır. Bütün bu özellikleriyle yapıldığı dönemin en iyi örneklerinden biri olan Anıtkabir yaklaşık 750.000 m² lik bir alanı kaplamakta olup, Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır. A- BARIŞ PARKI Anıtkabir; Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" özdeyişinden ilham alınarak, çeşitli yabancı ülkelerden ve Türkiye'nin bazı bölgelerinden getirilen fidanlarla oluşturulan Barış Parkı içinde yükselmektedir. Afganistan, A.B.D., Almanya, Avusturya, Belçika, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hindistan, Irak, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Kanada, Kıbrıs, Mısır, Norveç, Portekiz, Yugoslavya ve Yunanistan'dan çeşitli ağaç ve fidanlar getirilmiştir. Bugün Barış Parkı'nda 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı, ağaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır. B- ANIT BLOKU Anıtkabir Anıt Bloku üç bölümden oluşmaktadır. 1- Aslanlı Yol2- Tören Meydanı3- Mozole Anıtkabir'e Tandoğan kapısından girildiğinde Barış Parkı içerisinde uzanan yoldan Aslanlı Yol başındaki 26 basamaklı geniş merdivenlere ulaşılır. Merdivenin hemen başında karşılıklı olarak istiklal ve hürriyet kuleleri yer alır. Anıtkabir yapı topluluğu içinde, simetri gözetilerek yerleştirilmiş olan on adet kule vardır. Bu kulelere ulusumuzun ve devletimizin oluşumunda büyük tesirleri olan yüce kavramları temsil eden isimler verilmiştir. Kuleler, plan ve yapı bakımından birbirinin benzeridir. Kareye yakın 12 x14 x7,20 m. boyutlarında dikdörtgen plan üzerine kurulmuş olan kulelerin üzeri piramit biçiminde çatılarla örtülüdür. Çatıların tepelerinde, eski Türk çadırlarında görülen tunç mızrak ucu vardır. Eski Türk kilim desenlerinden alınmış geometrik süslemeler, fresk tekniğinde uygulanmıştır. Ayrıca kulelerin iç duvarlarında, o kulenin ismiyle ilgili bir kompozisyon ve Atatürk'ün özlü sözleri bulunmaktadır. 1. İSTİKLAL KULESİ Aslanlı yolun sağ başındaki İstiklal Kulesi'nin iç duvarlarında bulunan kabartmada, ayakta duran ve iki eliyle kılıç tutan bir gencin yanında bir kaya üzerine konmuş kartal figürü görülmektedir. Kartal, mitolojide ve Selçuklu sanatında gücün, istiklâl ve bağımsızlığın sembolü olarak tasvir edilmiştir. Kılıç tutan genç ise istiklali savunan Türk milletini temsil etmektedir. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir. Ayrıca kule duvarlarında yazı bordürü olarak Atatürk'ün istiklalle ilgili şu sözleri yer almaktadır: "Ulusumuz en korkunç yok oluşla son buluyor gibi görünmüşken, tutsak edilmesine karşı evladını ayaklanmaya davet eden atalarının sesi, kalplerimiz içinde yükseldi ve bizi son Kurtuluş Savaşı'na çağırdı." (1921) "Hayat demek savaşma, çarpışma demektir. Hayatta başarı kesinlikle savaşta başarı kazanmakla mümkündür." (1927) "Biz hayat ve bağımsızlık isteyen ulusuz ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı hiçe sayarız." (1921) "İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk ulusu, Türkiye'nin gelecekteki çocukları, bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar." (1927) "Bu ulus bağımsızlıktan yoksun olarak yaşamamıştır, yaşıyamaz ve yaşamıyacaktır, ya istiklal ya ölüm." (1919) Kulenin içinde ise Anıtkabir maketi ile Anıtkabir'i tanıtıcı ışıklı panolar bulunmaktadır. 2. HÜRRİYET KULESİ Aslanlı Yol'un sol başında bulunan Hürriyet Kulesi içindeki kabartmada; elinde kağıt tutan melek figürü ile meleğin yanında şaha kalkmış bir at tasvir edilmiştir. Melek figürü bağımsızlığın kutsallığını, elindeki kağıt "Hürriyet Beyannamesi"ni sembolize etmektedir. At figürü ise hürriyet ve bağımsızlık sembolüdür. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir. Kule duvarlarında Atatürk'ün hürriyet ile ilgili şu sözleri yazılıdır. "Esas, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmak durumundan yüksek bir işleme hak kazanamaz." (1927) "Bence, bir ulusta şerefin, onurun, namusun ve insanlığın sürekli olarak bulunabilmesi kesinlikle o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olabilmesiyle mümkündür." "Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayandığı ulusal egemenliktir." "Bütün tarihsel yaşantımızda özgürlük ve bağımsızlığa sembol olmuş bir ulusuz." Kule içinde Anıtkabir'in inşaat çalışmalarını gösteren fotoğraf sergisi ve inşaatta kullanılan taş örnekleri bulunmaktadır. 3. KADIN HEYKEL GRUBU İstiklal kulesinin önünde, ulusal giysiler giymiş üç kadından oluşan bir heykel grubu vardır. Bu kadınlardan kenarlardaki ikisi yere kadar uzanan kalın bir çelenk tutmaktadır. Başak demetlerinin meydana getirdiği çelenk bereketli yurdumuzu temsil etmektedir. Soldaki kadın, ileri uzattığı elindeki kapla Atatürk'e tanrıdan rahmet dilemekte, ortadaki kadın eliyle yüzünü kapamış ağlamaktadır. Bu üçlü grup, Türk kadınlarının Atatürk'ün ölümünün derin acısı içinde bile gururlu, ağırbaşlı ve azimli oluşunu dile getirmektedir. Heykel grubu Hüseyin Özkan'ın eseridir. 4. ERKEK HEYKEL GRUBU Hürriyet Kulesi'nin önünde üç erkekten oluşan heykel grubu vardır. Sağdaki erkek başında miğferi ve kalın kaputu ile Türk askerini temsil ederken, onun yanında elinde kitabı ile Türk gençliğini ve aydın insanı, biraz gerisinde ise yerel kıyafetlerle Türk köylüsü temsil edilmiştir. Her üç heykelin yüzünde derin acı ile Türk milletinin kendine özgü ağırbaşlılığı ve yüksek irade gücü dile getirilmiştir. Heykel grubu, Hüseyin Özkan'ın eseridir. 5. ASLANLI YOL Ziyaretçileri Atatürk'ün yüce huzuruna hazırlamak için yapılmış olan 262 m. uzunluğundaki yolun iki yanında oturmuş pozisyonda 24 aslan heykeli bulunmaktadır. Atatürk'ün Türk ve Anadolu tarihine verdiği önem sebebiyle, Anadolu'da uygarlık kuran Hititlerin sanat üslubu ile yapılan aslan heykelleri kuvvet ve sükuneti temsil etmektedir. Heykeller Hüseyin Özkan'ın eseridir. 6. TÖREN MEYDANI Aslanlı yolun sonunda yer alan tören meydanı 129 x84,25 m. boyutlarındadır. 15.000 kişi kapasiteli bu alanın zemini; siyah, kırmızı, sarı ve beyaz renkte traverten taşlardan oluşan 373 adet halı ve kilim deseniyle bezenmiştir. 7. MEHMETÇİK KULESİ Aslanlı yolun bitiminde sağda Mehmetçik Kulesi yer almaktadır. Kulenin dış yüzeyinde yer alan kabartmada; cepheye gitmekte olan Mehmetçiğin evinden ayrılışı ifade edilmektedir. Bu komposizyonda, elini asker oğlunun omuzuna atmış onu vatan için savaşa gönderen hüzünlü, fakat gururlu anne tasvir edilmiştir. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir. Kulenin duvarlarında Atatürk'ün Mehmetçik ve Türk kadınları hakkında söylediği özlü sözler yer almaktadır: "Kahraman Türk eri Anadolu savaşlarının anlamını kavramış, yeni bir ülke ile savaşmıştır." (1921) "Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ulusunda Anadolu köylü kadının üstünde kadın çalışmasından söz etmek imkânı yoktur." (1923) "Bu ulusun çocuklarının özverileri, kahramanlıkları için ölçü birimi bulunamaz." Kulenin içinde; Anıtkabir ve Atatürk ile ilgili çeşitli kitaplar ve hediyelik eşyalar ziyaretçilere sunulmaktadır. 8. ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ KÜTÜPHANESİ Mehmetçik ve Zafer kuleleri arasında yer alan; müze, kitaplık ve Kültürel Faaliyetler Müdürlüğü'nün içindeki birimde "Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi" bulunmaktadır. Atatürk, milli mücadele ve inkılâplar konulu Türkçe ve yabancı dillerde kitapların bulunduğu bir "İhtisas Kütüphanesi" olarak, her kesimden araştırmacı ve okuyucuya hafta içi 09.00-12.30 / 13.30-17.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. 9. ZAFER KULESİ Kulenin duvarlarında Atatürk'ün en önemli üç zaferinin tarihi ve zaferle ilgili özlü sözleri yazılıdır. Kule içinde Atatürk'ün naaşını 19 Kasım 1938'de İstanbul Dolmabahçe Sarayı'ndan alarak Sarayburnu'nda donanmaya teslim eden top arabası sergilenmektedir. 10. İSMET İNÖNÜ'NÜN LAHTİ Barış ve Zafer Kuleleri arasında yanları açık sütunların oluşturduğu galerinin ortasında 25 Aralık 1973 yılında vefat eden Atatürk'ün en yakın silah arkadaşı, Türk Milli Mücadelesinin Batı Cephesi komutanı ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün sembolik lahdi bulunmaktadır. Mezar odası alt kattadır. İsmet İnönü, Anıtkabir'e 28 Aralık 1973'te Bakanlar Kurulu Kararı ile defnedilmiştir. 11. BARIŞ KULESİ Kulenin iç duvarında Atatürk'ün "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesini dile getiren bir kabartma kompozisyonu yer almaktadır. Bu kabartmada çiftçilik yapan köylüler ve yanlarında kılıcını uzatarak onları koruyan bir asker figür tasvir edilmiştir. Bu asker barışın sağlam ve güvenli kaynağı olan Türk ordusunu sembolize etmektedir. Bu şekilde insanlar Türk ordusunun sağladığı huzur ortamı içinde günlük hayatlarını devam ettirmektedirler. Kabartma, Nusret Suman'ın eseridir. Kule duvarlarında Atatürk'ün barış ile ilgili şu sözleri yer almaktadır. "Dünya vatandaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir." (1935) "Yurtta Barış, Cihanda Barış." "Ulusun hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça savaş bir cinayettir." (1923) Kulenin içinde ise Atatürk'ün 1935-1938 yılları arasında kullandığı Lincoln marka tören ve makam otomobilleri sergilenmektedir. 12. 23 NİSAN KULESİ Kulenin iç duvarında 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışını temsil eden bir kabartma yer almaktadır. Bu kabartmada, ayakta duran kadının tuttuğu kağıdın üzerinde 23 Nisan 1920 yazılıdır. Kadının diğer elinde Millet Meclisimizin açılışını simgeleyen bir anahtar bulunmaktadır. Kabartma, Hakkı Atamulu'nun eseridir. Kule duvarlarında meclisin açılışıyla ilgili Atatürk'ün özlü sözleri yer almaktadır: "Bir tek karar vardı: O da ulusal egemenliğe dayalı, hiçbir koşula bağlı olmayan bağımsız, yeni bir Türk Devleti kurmak." (1919) "Türkiye Devletinin tek ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir." "Bizim bakış açılarımız kuvvetin, gücün, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır." Kulede Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında kullandığı Cadillac marka özel otomobili sergilenmektedir. 13. BAYRAK DİREĞİ Anıtkabir'in Çankaya yönündeki 28 basamaklı tören meydanına giriş merdivenlerinin ortasında, tek parçalı yüksek bir direk üzerinde Türk bayrağı dalgalanır. Amerika'da özel olarak yaptırılan 33.53 m. yüksekliğindeki bu direk, Avrupa'daki tek parça çelik bayrak direklerinin en yükseğidir. Direğin 4 metresi kaidenin altında kalmaktadır. Amerika'da yaşayan Türk asıllı Amerika vatandaşı Nazmi Cemal tarafından, kendi bayrak direği fabrikasında imal edilerek 1946 yılında Anıtkabir'e hediye edilmiştir. Bayrak direğinin kaidesinde yer alan kabartmada; meşale Türk medeniyetini, kılıç taarruz gücünü, miğfer savunma gücünü, meşe dalı zaferi, zeytin dalı ise barışı simgelemektedir. Türk bayrağı, ulusumuzun yurdunu savunma, zafer kazanma, barışı koruma ve uygarlık kurma gibi yüce değerleri üzerinde dalgalanmaktadır. Kabartma Kenan Yontuç'un eseridir. 14. MİSAK-I MİLLİ KULESİ Müzenin girişindeki bu kulenin içinde bulunan kabartma, tek vücut olarak kenetlenmemizi sembolize etmektedir. Kabartma, bir kılıç kabzası üzerinde üst üste konmuş dört elden ibarettir. Bu komposizyon Türk vatanının kurtarılması için içilen millet andını ifade etmektedir. Kabartma Nusret Suman'ın eseridir. Kulenin duvarlarında Atatürk'ün Milli Misak ile ilgili şu sözleri yazılıdır: "Kurtuluşumuzun genel kuralı olan ulusal andı tarih safhasına yazan ulusun demir elidir." (1923) "Ulusal sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız yaşamak istiyoruz." (1921) "Ulusal benliği bulamayan uluslar başka ulusların avıdır." (1923) Kulenin ortasında Anıtkabir'de icra edilen törenlere katılan heyetlerin özel defteri imzalamaları için imza kürsüsü yer almaktadır. Müzenin girişi olan bu kulede bulunan aktüalite panolarında Anıtkabir'de yapılan önemli törenlere ait fotoğraflar da sergilenmektedir. 15. ANITKABİR ATATÜRK MÜZESİ Anıtkabir Proje Yarışması şartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılâp kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiştir. Bu amaçla 21 Haziran 1960'ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Burada Atatürk'ün kullandığı eşyalar ve kendisine hediye edilen armağanlar ve giysileri teşhir edilmektedir. Müzede ayrıca Atatürk'ün madalya ve nişanları ile manevi evlatlarından A. Afet İnan, Rukiye Erkin, Sabiha Gökçen'in müzeye armağan ettikleri Atatürk'e ait eşyalar sergilenmektedir. 16. İNKILAP KULESİ Müzenin devamı olan bu kulede Atatürk'ün giydiği elbiseler sergilenmektedir. Kulenin iç duvarında yer alan kabartmada zayıf, güçsüz bir elin tuttuğu sönmek üzere olan bir meşale, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'nu simgelemektedir. Güçlü bir elin göklere doğru kaldırdığı ışıklar saçan diğer bir meşale ise, yeni Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk'ün Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için yaptığı inkılâpları simgelemektedir. Kabartma Nusret Suman'ın eseridir. Kule duvarlarında Atatürk'ün inkılâplarla ilgili şu sözleri yazılıdır: "Bir toplum aynı amaca bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine, uygarlaşmasına teknik imkân ve bilimsel ihtimal yoktur." "Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz." Müzenin giysi bölümü olarak kullanılan bu kulede; Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr.Yılmaz Büyükerşen'in yaptığı Atatürk'ün gerçek boyutlarında balmumu heykeli bulunmaktadır. 17. CUMHURİYET KULESİ Sanat Galerisi'nin girişi olan bu kulenin duvarlarında Atatürk'ün Cumhuriyet ile ilgili şu özlü sözü bulunmaktadır. "En büyük gücümüz, en güvenilir dayanağımız, ulusal egemenliğimizi kavramış ve onu eylemli olarak halkın eline vermiş ve halkın elinde tutabileceğimizi gerçekten kanıtlamış olduğumuzdur." Kulenin içinde, Atatürk'ün öğrenim gördüğü Manastır Askeri İdadisi ile Sivas ve Erzurum Kongre binaları ve I. T.B.M.M. binalarının maketleri ve o dönemlere ait fotoğraflar sergilenmektedir. 18. SANAT GALERİSİ Cumhuriyet Kulesi ve Müdafaa-i Hukuk Kuleleri arasında yer alan bu bölümde Atatürk'ün özel kitaplığı teşhir edilmektedir. Duvarlarda Atatürk'ü ziyaret etmiş olan yabancı devlet adamları ile Atatürk'ü birlikte tasvir eden yağlı boya tablolar bulunmaktadır. Bu tablolar, ressam Rahmi Pehlivanlı'nın eseridir. Galeride ayrıca, Atatürk, Milli Mücadele ve Anıtkabir konulu belgesel filmlerin gösterildiği sinevizyon bölümü yer almaktadır. 19. MÜDAFAA-İ HUKUK KULESİ Bu kule duvarının dış yüzeyinde yer alan kabartmada, Kurtuluş Savaşımızda ulusal birliğimizin temeli olan Müdafaa-i Hukuk dile getirilmektedir. Kabartmada, bir elinde kılıç tutarken diğer elini ileri uzatmış sınırlarımızı geçen düşmana "Dur!" diyen bir erkek figür tasvir edilmiştir. İleri uzatılan elin altında bulunan ulu ağaç yurdumuzu, onu koruyan erkek figürü ise kurtuluş amacıyla birleşmiş olan milletimizi temsil etmektedir. Kabartma Nusret Suman'ın eseridir. Kulenin duvarlarında Atatürk'ün Müdafaa-i Hukuk konusunda söylediği sözler yer almaktadır: "Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır." (1919) "Ulus bundan sonra hayatına, bağımsızlığına ve bütün varlığına şahsen kendisi sahip çıkacaktır." (1923) "Tarih; bir ulusun kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez." (1919) "Türk ulusunun kalbinden, vicdanından doğan ve onu esinlendiren en esaslı, en belirgin istek ve iman belli olmuştu: Kurtuluş." (1927) Kulenin içinde "Atatürk ve Milli Mücadele" konulu periyodik sergiler düzenlenmektedir. Ayrıca Atatürk'ün öğrenim gördüğü Harbiye Mektebi'nin maketi bulunmaktadır. 20. SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ KONULU KABARTMA Komposizyonun sağında bir genç, iki at, bir kadın ve bir erkek bulunmaktadır.Bunlar, savaşın ilk döneminde düşman saldırıları karşısında evlerini bırakıp yurt savunması için yollara düşmüştür. Sağdaki delikanlı arkaya dönmüş, sol elini kaldırıp yumruğunu sıkarak düşmanlara; "Bir gün döneceğiz ve sizden öcümüzü alacağız" demektedir. Bu üçlü grubun önünde çamura batmış bir araba, çabalayan atlar, tekerleği döndürmeye çalışan bir erkek ve iki kadın ile ayakta bir yiğit ve ona bir kılıç sunan diz çökmüş bir kadın vardır. Bu grup figürleri, Sakarya Muharebesi başlamadan önceki dönemi temsil etmektedir. Bu grubun solunda, yere oturmuş iki kadın ve bir çocuk, düşman istilası altında, Türk ordusunu bekleyen halkımızı simgelemektedir. Bu halkın üzerinden uçarak Başkomutan Mustafa Kemal'e çelenk sunan bir zafer meleği vardır. Komposizyonun sonunda yere oturan kadın vatan anayı, diz çöken genç Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazanan Türk ordusunu, meşe ağacı ise zaferi simgelemektedir. Vatan ana, Türk ordusunun zaferinin simgesi olan meşe ağacını göstermektedir. Kabartma İlhan Koman'ın eseridir. 21. BAŞKOMUTAN MEYDAN MUHAREBESİ KONULU KABARTMA Komposizyonun solunda yer alan ve bir köylü kadın, bir erkek çocuk ve bir attan oluşan grup milletçe savaşa hazırlık dönemini temsil etmektedir. Sonraki bölümde; Atatürk bir elini ileri uzatmış ve "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" diyerek ordularımıza hedefi göstermektedir. Öndeki melek, Ata'nın emrini borusu ile uzak ufuklara iletmektedir. Bundan sonraki bölümüde, Atatürk'ün emrini yerine getiren Türk ordusunun fedakarlıklarını ve kahramanlıklarını temsil eden kabartmada, vurulup düşen bir erin elindeki bayrağı kavrayan bir yiğit ile siperde ellerinde kalkan ve kılıçlı bir asker Türk ordusunun taarruzunu sembolize etmektedir. Önde ise elinde Türk bayrağı ile Türk ordusunu çağıran zafer meleği bulunmaktadır. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir. 22. MOZOLE Anıtkabir'in en önemli bölümü olan mozoleye çıkan 42 basamaklı merdivenlerin ortasında "hitabet kürsüsü" yer almaktadır. Mermer kürsünün tören meydanı cephesi dairesel geometrik motiflerle süslü olup, ortasında Atatürk'ün "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözü yazılıdır. Kürsü Kenan Yontuç'un eseridir. Mozole 72x52x17 m. boyutlarında uzunca dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş olup, ön ve arka sekiz, yan cepheler ise 14.40 m. yüksekliğinde ondört kolonatla çevrelenmiştir. Mozole cephesinde, solda Atatürk'ün Türk gençliğine hitabı, sağda ise Cumhuriyet'in kuruluşunun 10. yıldönümünde söylediği nutku yer almaktadır. Harfler taş kabartma üzerine altın yaldızlarla yazılmıştır. 23. ŞEREF HOLÜ Şeref holüne bronz kapılardan girilir. Girişte sağda Atatürk'ün 29 Ekim 1938 tarihli Türk ordusuna son mesajı, solda ise 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Atatürk'ün ölümü üzerine yayınladığı 21 Kasım 1938 tarihli Türk milletine taziye mesajı yer almaktadır. Bu iki yazıt Atatürk'ün doğumunun 100. yılı olan 1981'de yazılmıştır. Girişin tam karşısında büyük pencerenin yer aldığı nişin içinde, Atatürk'ün sembolik lahdi bulunmaktadır. Lahit taşı tek parça kırmızı mermer olup 40 ton ağırlığındadır. Lahit taşının yer aldığı bölüm ise beyaz Afyon mermeri ile kaplıdır. Şeref holünün zemini Adana ve Hatay'dan, yan duvarları ise Afyon ve Bilecik'ten getirilen kırmızı, siyah, yeşil ve kaplan postu mermerlerle kaplanmıştır. Şeref holünün 27 kirişten oluşan tavanı ile yan galeri tavanları mozaik ile süslenmiştir. Şeref holünün yüksekliği 17 m. olup, yan duvarlarında altışardan 12 adet bronz meşale bulunmaktadır. Mozole yapısının üstü, düz kurşun çatı ile örtülüdür. 24. MEZAR ODASI Atatürk'ün aziz naaşı, mozolenin zemin katında doğrudan doğruya toprağa kazılmış bir mezarda bulunmaktadır. Mozolenin birinci katı olan şeref holündeki sembolik lahit taşının tam altında bulunan mezar odası Selçuklu ve Osmanlı mimari stilinde sekizgen planlı olup, piramidal külahlı, tavanı geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir. Zemin ve duvarlar siyah, beyaz, kırmızı mermerlerle kaplanmıştır. Mezar odasının ortasında kıble yönünde kırmızı mermer sanduka yer almaktadır. Mermer sandukanın çevresinde bütün illerden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden gönderilen toprakların konulduğu pirinç vazolar bulunmaktadır. |
11 Mayıs 2007 Cuma
ATA'NIN BAŞKENTİ
Ankara; Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentidir. İç Anadolu Bölgesi'nde, yeni kurulmuş cumhuriyetin yeni hükümetine ev sahipliği yapma görevine cumhuriyetin kurucusu ATATÜRK tarafından13 Ekim 1923’te layık görülmüştür. Türkiye'nin en kalabalık ikinci şehridir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası), Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası), Anıtkabir, Barış Parkı, Anıt Bloku, Anıtkabir Atatürk Müzesi, MTA Tabiat Tarihi Müzesi, Resim ve Heykel Müzesi, Roma Hamamı, Gordion ve Gordion Müzesi, Augustus Tapınağı, Julien Sütunu, Gavurkale, Külhöyük, Alagöz Karargâh Müzesi, Hava Müzesi, Meteoroloji Müzesi, Milli Mücadelede Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi, Pembe Köşk, Pul Müzesi, Topçu ve Füze Okulu Müzesi, A.O.Ç. Atatürk Evi ve Müzesi, 75. Yıl Cumhuriyet Eğitim Müzesi, Ankara'nın kültür zenginliğini oluşturmakdadır. |
SEBZELİ ŞİŞ SARMA
| Malzemeler 2 Adet kabak 2 Adet patlıcan 2 Adet salçalık kırmızı biber 3 Dilim kızarmış ekmek 10-12 Adet yeşil zeytin 2 Çorba kaşığı kaşar peyniri rendesi 5-6 Çorba kaşığı zeytinyağı Kıvırcık yaprakları Tuz, karabiber Sebzeleri ayıklayıp, yıkadıktan sonra kurulayın. Kabak ve patlıcanları uzun ve ince dilimler halinde kesin. Üzerlerine tuz serpip, 15 dakika bekletin. Salçalık kırmızı biberi ince şeritler halinde dilimleyin. Ekmek dilimlerinin kabuğunu keskin bir bıçakla alıp, içlerini ufalayın. Zeytinleri doğradıktan sonra ekmek içleri ile karıştırın. Biber dilimleri, peynir, tuz, karabiber ve 3 çorba kaşığı zeytinyağını ekleyip, karıştırın. Fırının üst ızgarasını ısıtın. Patlıcan ve kabak dilimlerini yıkayıp, kağıt havlu ile kurulayın. Her dilimin üzerine ekmek ve biberli karışımdan 1 tatlı kaşığı kadar yerleştirip, rulo şeklinde sarın. Ruloları şişlere değişimli olarak dizin.(bir kabak rulosu, bir patlıcan rulosu gibi) Izgarada 10 dakika kadar sık sık çevirerek pişirin. Kıvırcık yapraklarını yıkayıp, iyice süzün ve servis tabağına yerleştirin. Üzerine hazırladığınız sebze şiş sarmalarını yerleştirin ve kalan zeytinyağını gezdirin. Sıcak olarak servis yapın. NOT : Sebzeleri elektrikli ızgara veya hafifçe yağlanmış teflon tavada da kızartabilirsiniz. |
Gönderen MEL zaman: 21:54 0 yorum
Etiketler: ANKARA, YÖRESEL YEMEKLER











