15 Ekim 2007 Pazartesi
2 Mayıs 2007 Çarşamba
MÜZELER
ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ: 1927 yılında Vali Konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında İl Özel İdaresi’nce Kültür Bakanlığı’na satılan ilk Cumhuriyet Dönemi yapılarından olan kâgir yapı, daha sonra aslına uygun restore edilerek Müze haline getirilmiştir. Tekirdağ bölgesinde bulunmuş olup, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen toplam: 14.051 adet eser bulunmakta olup, bunlardan 1066 adedi teşhir salonunda sergilenmektedir. Müze bahçesinde ise Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari parçalar, lahitler, mezar taşları, kitabeler, sütunlar, büyük ölçüde heykeller, mil taşları ve çeşitli kabartmalar bir araya getirilmiştir. Ayrıca Osmanlı döneminde yapılmış Tekirdağ meydan çeşmesi ile bir de sebil yerinde monte edilerek sergilenmektedir. Müzenin bahçesinde bir de çay bahçesi bulunmaktadır. RAKOCZİ MÜZESİ: 1720-1803 yıllarında Türk misafirperverlik ve dostluk anlayışının güzel bir örneğinin ortaya çıktığı görülmektedir. 18. yy. başlarında cereyan eden Macar Bağımsızlık Hareketinin önderi II.French Rakoczi ve taraftarlarının Avusturya ile yaptıkları savaşta yenilgiye uğramaları üzerine Padişah III. Ahmet, Rakoczi ve taraftarlarını misafir olarak davet etmiş ve Tekirdağ’a yerleştirmiştir. II.French Rakoczi 1735 yılından ölümüne kadar burada ikamet etmiştir. Rakoczi’nin ikamet ettiği bu Türk evi, 1932 yılında Macaristan Hükümetince satın alınıp, aslına uygun restore edilerek müze haline getirilmiştir. Müze girişindeki Türkçe ve Macarca kitabelerde evin ne maksatla restore edildiği yazılıdır. Ayrıca giriş holünde II.French Rakoczi’nin büyük boyda yağlı boya tablosu bulunmaktadır. Müzede II.Frenç Rokoczi’nin döneminde kullanılan eşyalar ile onun yaşamı ile ilgili belgeler müzede sergilenmektedir. İkinci katta da Rakoczi ile birlikte Macaristan bağımsızlık savaşına katılanların yağlı boya resimleri bulunmaktadır. Ayrıca bu ev eski bir Tekirdağ Osmanlı evinin özelliklerini taşımaktadır. NAMIK KEMAL EVİ : Vatan şairimiz Namık Kemal’in 1840 yılında Tekirdağ’da doğduğu evin yakın çevresinde eski Tekirdağ evleri örnek alınarak Namık Kemal’in hatırasına Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında yaptırılmıştır. Namık Kemal Evi Tekirdağ mutfağı baş odası ve yatak odasını tanıtan Etnografik eşya ile süslenmiş ayrıca Namık Kemal ve onun hakkında yazılmış eserler evde teşhir edilmektedir. Tekirdağ sivil Osmanlı yapılarından olan üç katlı bu ahşap evde Namık Kemal ile ilgili dokümanların yanı sıra yöreden toplanmış etnoğrafik eserler de sergilenmektedir. MALKARA EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI MÜZESİ: 1993 yılında açılan bu özel müzenin halkın gönüllü bağışlarıyla 250 civarında arkeolojik, 350 civarında etnografik ve 475 civarında da sikkeden oluşan koleksiyonu bulunmaktadır. Halen 4 katlı Kültür Sitesinin 1. katında hizmet vermektedir. |
ANTİK ŞEHİRLER
BİSANTHE: Samos’lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Antik kaynaklarda ilk kez M.Ö. 430 yılının olayları ile ilgili olarak, Heredot Tarihi’nde kentin ismi geçmektedir. Ksenophon’un Anabasis adlı kitabında, Odrys Kralı Seuthes, 1. Bizans’ın deniz kıyısındaki en güzel şehirlerden biri olduğundan bahsetmektedir. Kentin yeri konusunda tartışmalar vardır. Son arkeolojik verilere göre Babaros’a lokalize edilmektedir. PERİNTHOS: M.Ö. 600 civarında Samos’lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Tarihçi Plinius, Perinthos’un 200 ayak genişliğinde bir kara parçasıyla anakaraya bağlı olduğunu yazmaktadır. M.S.3. yüzyılda adı; Herakleia olarak değişen kent bugünkü Marmara Ereğlisi ilçe merkezidir. HERAİON TEİCHOS: Tarihçi Heredot tarafından Perinthos’un yakınlarında olduğu antik kentin, yazılı kaynaklara göre Karaevli köyü altında Çitlenbik deresinin denizle birleştiği yerde olduğu ileri sürülmektedir. GANOS: Ksenopohon’da Trak (Odrys) Kralı Seuthes’in kıyıdaki kentlerinden biri olarak bahsedilen Ganos, Şarköy ilçesi’ne bağlı bugünkü Gaziköy sınırları içinde yer almaktadır. TORONTE: Şarköy ilçesi Tepeköy’de bulunan, Apollon-Toronteos’a adanmış olduğu yazıttan anlaşılan bir adak steline göre bu antik köy, Tepeköy ile aynı yere lokalize edilmektedir APRİ: M.S. 46 yılında Roma İmparatoru Cladius tarafından kurularak, emekli Roma askerlerinin yerleştirildiği antik yerleşim alanı, Malkara ilçesi’nin Kermeyan Köyü’nün bulunduğu yerdir. Bizans İmparatorluğu döneminde önemli bir yerleşim merkezi durumuna gelmiştir. BARBAROS (BANADOS):İonyalılar tarafından yaklaşık İ.Ö. VI. Yy.da kurulduğu sanılan bu kıyı kenti, Bizanslılar zamanında yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Antik Çağda adı Banados olan kentin surları, bugünkü Barbaros beldesinin kuzeybatısındadır. MİSİNLİ: Çorlu ilçesine bağlı olan ve E-5 karayoluna çok yakın olan Misinli köyünde kale kalıntıları ve burçlar bulunmaktadır. BEŞİKTEPE:Merkez ilçeye bağlı Ahmedikli ve Hacıköy arasında beşiğe benzer bir tepe üzerinde bulunan kale kalıntıları, buranın eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. GÜNEŞLİ:Saray ilçesinin 2 km. kadar batısındadır. Eski bir yerleşim merkezidir. Burada çok sayıda tarihi eser bulunmuştur. HORA FENERİ:1876 Fransız yapısı olup, Şarköy ilçesine bağlı Hoşköy beldesinde bulunmaktadır. 96 kristalden meydana gelen fener kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapmakta olup, bölgenin ikinci büyük feneridir. |
FETİHLER UFKU
Tekirdağ, Türklerin eline geçtikten sonra (1357) Edirne’ye ve İstanbul’a yakınlığı yanında Avrupa’ya fetihlere giden ordunun sefer yolu üzerinde bulunması, önemini bir kat daha arttırmıştır. Yahya Kemal’in “Yol Düşüncesi” isimli şiirinde Tekirdağ’dan “FETİHLER UFKU TEKİRDAĞ” diye söz etmesi bu görüşten ileri gelir. Osmanlı İmparatorluğu’nun gün batımı günlerinde (1829, 1878, 1913, 1920) yıllarında Tekirdağ üst üste Rusların, Bulgarların ve Rumların işgali ile karşılaştı. Dolayısıyla İmparatorluğun son yüzyılında bir savunma alanı, sınır kesimi olarak Tekirdağ’ın özel bir yeri ve önemi oluştu. Tekirdağ tarihin ilk yıllarından itibaren güzel, koyu ve bereketli toprakları birçok milletin dikkatini çekmiştir. Dolayısıyla şehir (bölge) birçok akınlara ve medeniyetlere de sahne olmuştur. Evliya Çelebi Tekirdağ için “Topkeşen Yörük beylerinin tahtgahı’dır” der. Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş devrinde çok sayıda Türk boyları Tekirdağ ili topraklarına yerleştiklerinden, bugünkü köy ve çiftlik adları arasında Oğuzlara, Avşarlara, Danişmentlilere, Dulkadirlere, Bozoklulara, Karamanlılara, Saruhanlılara, Aydın ve Karesi Oğullarına, Suriye ve İran Yörüklerine ait olanları çoktur. |
Tekirdağ, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Rakoczi Müzesi, Namık Kemal Evi, Osmanlı dönemine ait camileri, çeşmeleri, Karacakılavuz El Dokumaları, Kiraz Festivali, Bağbozumu ve Tepreş Şenlikleri, doğal plajları, doğa harikası Çamlıkoy’u (Kastro) ve diğerleri ile bir tarih ve turizm kentidir.
Özellikle yaz aylarında plajları ve eğlence yerleriyle bir eğlence merkezi olma yönünde hızla ilerleyen Kumbağ Beldesi ile yeşil bağları, zeytin bahçeleri, sahilleri ve şaraplarıyla ünlü Şarköy ve Marmara’nın Efes’i olarak anılan adeta bir açık hava müzesi görünümündeki antik ilçesi M. Ereğlisi ilçesi ve bağlı beldeleri önemli tatil merkezlerimizdendir. Yeme-içme, eğlence ve konaklama tesislerinin, ikinci konutlarının çok olması, bu yörelerimize turizm sezonu içerisinde hareket ve canlılık getirmektedir.
1 Mayıs 2007 Salı
TEKİRDAĞ KÖFTESİ
| Malzemeler 1 kg orta yağlı Parça et (sığır daha yumuşak dana eti ise sıkı ve sert gelir.) 75 gr bayat ekmek 1 baş (ufak) soğan Ufak bir diş sarmısak Bu karışım hep beraber makinada çekilir. Sonra içine baharat olarak 1/2 çorba kaşığı kimyon 1/2 çorba kaşığı tuz 1/2 çorba kaşığı taze çekilmiş karabiber 1/2 çorba kaşığı pul kırmızı biber 1/2 çorba kaşığı karbonat Evvelce çektiğimiz kıyma içine konur ve yoğrulur. Yeniden çekilir. Normal kapta bir gece bekletilir. Kömür (mangal) ufak parçalar halinde kırılır, kömür ızgarası içine yayılır. Izgara üstübü ile yağlanır ve ızgara oluğuna yağ konur. Köfteler yapışmasın diye ızgara silinir. 15 gr.lık yuvarlak köfteler, maşa ile ızgara yağlığındaki yağa bulanıp, ızgarada pişirilir. |
Gönderen MEL zaman: 23:31 0 yorum
Etiketler: TEKİRDAĞ, YÖRESEL YEMEKLER
KAĞITTA LÜFER
| MALZEME Lüfer baligi 1 kiloluk Zeytinyagi 4 çorba kasigi Sardalye baligi filetosu 4 adet Rezene tohumu 1 kasik Limon suyu 1 adet Sogan 1 kasik Tarhun otu 1 kasik Sade yag veya margarin 1 kasik Maydanoz 1 kasik Karabiber yeteri kadar Yagli kagit 2 tabaka Tuz yeteri kadar Sirke 1 kasik Ançüez (sardalya baligi) filetolari havanda iyice dövün. Dövmeye ara vermeden limon suyunu, sirkeyi, yeteri kadar tuz ve karabiberi katin. Sonra bu karisimi bir kaseye bosaltin. Buna zeytinyagini, tarhun otunu, maydanozu, sogani katin ve iyice karistirdiktan sonra bir kenarda dinlendirin. Diğer yanda baligin içini, disini iyice temizleyiniz. Bol akar su da yikadiktan sonra iri delikli bir süzgeçe koyup süzün. Baligin kuyrugunu ve yüzgeçlerini kestikten sonra bunu sade yaga bulanmis iki kat yag kagidina yerlestirin. Baligin içini, disini bir kenarda dinlendirIlen karisimla iyice bulayin. Rezene tohumunu da serpistirdikten sonra yag kagidini paketyapar gibi düzenli bir biçimde kapatin. Bir sicimle baglayip kizgin firina koyun. Baligi 20 dakika kadar firinda pisirdikten sonra oldugu gibi servis tabagina oturtunuz. Sicimini kesip çikardiktan sonra sofraya getirin. Kagidi sofrada açip baligi dörde bölün ve tabaklara servis yapin. |
Gönderen MEL zaman: 23:23 0 yorum
Etiketler: TEKİRDAĞ, YÖRESEL YEMEKLER







