5 Temmuz 2007 Perşembe

VAN KEDİSİ




Van yöresi kökenli, iyi bir yüzücü olan, gözleri mavi veya kehribar rengi veya biri mavi diğeri kehribar olabilen, tüyleri baştan aşağı beyaz, nadide ve asil bir kedi ırkıdır.

Van Kedisi, dünya üzerinde melezleşmeyen, saflığını koruyabilmiş canlıların başında gelir. Bu özelliği onu, hem kedi dünyasının hem de diğer canlıların yıldızı haline getirir. Anadolu’ya tam olarak ne zaman ve nasıl geldiği bilinmeyen Van kedileri, diğer canlılarda olduğu gibi bulunduğu bölgenin şartlarına ayak uydurdular. Türkiye’nin en yüksek dağlarının bulunduğu Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek sıcaklık farklarına kürkleri sayesinde kolayca ayak uydurabilir Van kedileri. Yılda en az 6 ay karlarla kaplı bu bölgede uzun tüyleriyle kar ve soğuktan korunurken, yazın birden ısınan hava nedeniyle tüylerini dökerek Van Gölü’nün ılıman iklimine uyum sağlarlar. Ancak yaygın olan yanlış bir inanış vardır ki, o da bu kalın kürkü nedeniyle Van kedilerinin üşümediğidir.

Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.

VAN GÖLÜ



Van Gölü, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın beşinci büyük gölüdür. Gölün yüzölçümü 3764 km² olup derinliği bazı yerlerde 100 metreyi geçmektedir. Uzunluğu 125 km., genişliği 65 km. aşar. Deniz seviyesinden yüksekliği 1646 m.dir. Büyüklüğünden ötürü de halkı tarafından “Van Denizi” diye anılır.
Tarihi Çağlarda Urartular göle dalgalarından ötürü “Dalgalı Deniz” ismini yakıştırmışlardır. Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklular gölün çevresinde yerleşmişlerdir. Mezopotamyalılar göle “Nayri Denizi” ismini vermişlerdir. Bununla beraber bazı kaynaklarda Küçük Deniz, Ahlat Deryası, Deryaço gibi isimlere de rastlanmıştır.
Göl çevresinde Ahlat Sazlıkları, Dönemeç Deltası, Karasu deltası, Bendimahi Deltası bulunmaktadır. Aynı zamanda bu bölge yakınındaki Nurşun Gölü ile birlikte göçmen kuşların konakladığı bir alandır.
Nemrut Dağı’ndan çıkan lavların jeolojik devirlerde setler oluşturması sonucu meydana gelen gölün üzerinde Akdamar Adası, Çarpanak Adası, Adır Adası gibi adalar bulunmaktadır.
Suyu tuzlu 1000/ 210 sodalıdır. Bu nedenle de göl sularında temizlik malzemeleri kullanılmadan her türlü çamaşır yıkanabilmektedir. Ayrıca gölün tuz oranı % 0.19 dır. Yapılan araştırmalara göre göl suyunun deri ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
Van Gölü'nün mineralli sularında canlı yaşayamıyor. Gölün sadece bir bölümünde "tabiat harikası" bir kefal türü yetişiyor. İnci kefali denilen bol havyarlı bu balık türü, çok lezzetli, az kılçıklı bir tabiat harikası. Mart ve mayıs aylarında göle dökülen tatlı sulara girip havyarını bırakıyor. Tatlı suya girerken vücudunda değişiklik oluyor. Tatlı suda yaşayabilecek yapıya kavuşuyor. Yumurtladıktan sonra gölün mineralli suyuna dönerken, vücut yapısı tekrar değişiyor. Hiçbir canlının yaşayamadığı mineralli göl suyunda yaşıyor.

YÖRESEL EVLER












Van evleri Van'ın geleneksel mimarisinin günümüze taşıyan önemli unsurlardır. Tarihi Van Kalesi'nin güneyinde bulunan eski Van şehri, çarşıları, sokakları, mahalleleri, han, hamam, taş döşeli caddeleri yanında Van Evleri ile Osmanlı kentlerinin tipik özelliklerini taşımaktadır.

4 Temmuz 2007 Çarşamba

HALK OYUNLARI

Hiçbir yörede göremeyeceğiniz kadar fazla sayıdaki oyunu, Van’da izlemeniz mümkündür. Bu da kültür mozaiğinden kaynaklanmaktadır. Bugün oynanan oyun sayısının 30, ismi bilinen oyun sayısının da 120 civarında olduğu bilinmektedir.
Van halay bölgesi içindedir. Ancak bar ve bar özelliği taşıyan oyunları da mevcuttur; Virobar, Kersi ve Kirsani gibi. Aşkın, acının, mutluluğun yansımasını oyunlarına yansıtarak sevdiği kızın adına Kırsi oyununu ortaya çıkarmıştır. Kimi zaman insanımızın tabiattaki olaylar karşısında nasıl duygulandığını oyunlarımıza baktığımızda görmekteyiz; Kelek’le bir ırmağı geçip Kelek'in su üzerindeki hareketinden esinlenerek Kelekvan oyununu, yaralı bir yaban keçisinin acılı hareketlerini görerek Neri oyununu, Şamran Suyu’nun akışından etkilenip Şamran oyununu gibi.

Halen Oynanmakta Olan Oyunlar:
Bablekan, Basso, Dıngo, Gülizar, Gerzani, Hedli, Hır-Hır, Havesor, Havcan, Hey-peyda, Gaz-Gaz, Kelekvan, Kersi, Kırsanı, Larilla, Lorke, Lizan, Meyrokı, Mendo, Meş, Nure, Neve, Nare, Papure, Süleymani, Sincani, Sübeyna, Serevan, Şevko, Şerrani, ŞakiraĞa, Toycular, Tekayak, Temi, TeymuraĞa, Tozoneke, Teşroke, Virobar, Zeyno, Zozan.

3 Temmuz 2007 Salı

VAN

Van isminin nereden geldiği ve kaynaği konusu henüz tam olarak açikliğa kavusmamis olmasina rağmen konuyla ilgili bazi önemli görüsler söyledir: Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Büyük Iskender'in, Van Kalesi'ndeki Vank adli bir mabedin adini sehre verdiğini belirtmektedir.

Baska bir rivayete göre, Van pek eski bir sehir olup, M.Ö. 1900'lerde Asur Melikesi Meshure Sah Meryem (Semiramis) adina izafeten Sahmerimekerd seklinde adlandirilmistir. Daha sonra Küyanyâ’nin son devrinde Van adindaki valinin sehri genisletip güzellestirmesi nedeniyle bu idareciden itibaren sehir Van olarak anilmistir.

Van adinin kaynaği konusunda akla en yatkin ve bilimsel görüs Urartuca Biane veya Viane'den çikmis olduğudur. Tarihi kaynaklarin bütününde, Urartular kendilerine Bianili demislerdir. Urartular'in yükselme devrinde Biate adi altinda bir çok sehir ve insan topluluğu Van bölgesine toplanmistir.