17 Eylül 2007 Pazartesi

KIRŞEHİR


Kırşehir, İç Anadolu Bölgesi'nin 13 ilinden biridir. 1941 yılında Ankarâ da toplanan l. Coğrafya Kongresi'nde bu bölgeye ve bölgenin Orta Kızılırmak Bölümü'ne alındı.

Kırşehir doğu ve güneydoğuda Nevşehir, güneyde Aksaray, batı ve kuzeybatıda Kınkkale, kuzeydoğu ve doğuda Yozgat, batıda Ankara ile çevrilidir.

Kırşehir ve çevresinde yapılan araştırmalar ilin tarihinin, Eski Tunç Çağı'na (M.Ö. 3000-2000) kadar uzandığını göstermektedir. Daha sonra Hititler, Frigler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlılar yörede hüküm sürmüştür.

Yüzyıllarca Anadolu'nun ticari ve ekonomik hayatında büyük rol oynamış olan Ahilik, 13.yy.'da Kırşehir'de kurulmuştur. Bir esnaf örgütü olan Ahiliğin temeli doğruluk, karşılıklı yardımlaşma ve saygıya dayanmaktadır.

TARİHİNDE KIRŞEHİR

Kırşehir medeniyetin beşiği olan Anadolu nun ortalarında yer almaktadır. Çok önemli bir konuma sahip olması sebebiyle başlangıçtan günümüze çok önemli kültürlerin yaşandığı yer olmuştur.

Kırşehir sınırları içerisinde yüzü aşkın höyük ve düz yerleşim alanlarında yapılan yüzey araştırmalarında hemen hemen Kırşehir Bölgesinin bütününe yayılmış olara Tunç Dönemi ne ait kalıntılara rastlanmıştır. 1943 yılındaki Hashöyük kazılarında İlk Tunç Çağına ait beş altı tabaka tesbit edilmiştir.

Kırşehir Bölgesinde ki İlk Çağa ait yerleşim birimlerinin çok oluşunun sebebini, Kırşehir in Asya dan Avrupa ya giden önemli karayolu üzerinde bulunması ve Kapadokya Bölgesi ne yakın olmasında aramak gerekir.

Kırşehir, Hititler in yerleşim alanı olan Kızılırmak yayı içerisinde olduğunden, Hititler döneminin Kırşehir de yayğın bir şekilde yaşadığı kesindir.

Bugünkü Kırşehir ve bütün Anadolu M.Ö. 550 yılından itibaren Pers Hakimiyetine girmiştir. Persler, Orta Anadolu nun bir bölümüne Katpatukya (Kapadokya) adını vermişlerdir. Bu ad Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelmekte idi. Persler Anadolu ya Satraplık (valiliğe benzer) yönetim sitemi ile yönetilmişlerdir.

M.Ö. 333 de kurulan Kapadokya Krallığı Döneminde otorite yetersizliği yüzünden Kırşehir ve yöresi yoğun bir baskı görmüştür. Daha sonra bölge toprakları Orta Avrupa dan gleen Kelt topluluklarının akınına uğramıştır.

Kırşehir Roma dönemi sonlarında aldığı Makissos adını M.S. IV yy ın ilk çeyreğine kadar devam ettirmiştir.

M.S. 605 yılında İran daki Sasani Devleti nin istila ettiği Kırşehir ve yöresi daha Sonra Bizans ve Sasani Akınlarına uğramıştır.

Kırşehir, 1071 tarihinden önce Asya dan Anadolu ya gelen öncü ve Akıcı Türler tarafından yaylak ve yerleşim alanı durumuna getirilmişse de 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu nun kapısı Türklere tamamen açılmıştır. 1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Kışehir i Anadolu Selçuklu Devleti ne katmıştır.

Kırşehir XIII.yy da bir kültür ve ticaret merkezi olan Kırşehir in adı Gül Şehir olarak anılmaktaydı.

AHİLİK


Ahilik, kelime olarak, Arapça “kardeşim” anlamına gelen “Ahi” kelimesinden gelmektedir. Bunun yanında, Ahilik kelimesinin Türkçe kökenli “Akı” kelimesinden geldiğini savunanlar da vardır. Akı kelimesi “eli açık, cömert, yiğit” gibi anlamlara gelmektedir.
Anadolu halkının ekonomik ve kültürel yaşamında önemli bir boyut oluşturan Ahilik; dürüstlüğün, sevginin, dostluğun, yardımlaşmanın, hoşgörünün, bilginin ve dayanışmanın sanat ile birleşimidir. Bu anlamda Ahiliğin, işçinin, çalışanın, üretenin, namuslu kazancın, namuslu ticaretin ve namuslu yönetimin simgesi olduğunu söyleyebiliriz.


Ahiliğin temel ilkelerini şöyle sıralayabiliriz
- Ahilik, halka dönük bir kurumdur. Kendi ticaret çıkarını diğer meslektaşlarından üstün tutmayan kişi mutluluğu halka hizmet edip yararlı olmakta arar.
- Belli bir süre, bir iş basamağında kalarak olgunlaştırılan yamak-çırak-kalfa-usta hiyerarşisi kurmayı ve bu basamaklarda baba-evlat ilişkisi gibi öğreticiye candan bağlanmak suretiyle sanatı, sağlam ahlaki ve mesleki temellere oturtmayı amaçlar.
- Esnaf ve sanatkârlıkta önemli bir sorun olan üretici, tüketici çıkar ilişkilerini, birbirleriyle bir sürtüşmeye düşmeyecek şekilde ayarlar.
- İşe saygı ve çalışkanlık, yardımlaşma ve haksızlığın cezalandırılması da Ahilik kurumunun temel ilkeleri arasındadır.


Ahilik geleneğine göre bir Ahinin
- Alnı açık olmalı,
- Eli açık; cömert, yardımsever olmalı,
- Sofrası, kapısı açık olmalı, nesi varsa misafiriyle paylaşmalıdır,
- Dilini yalandan, gıybetten, iftiradan bağlamalı,
- Gözünü ayıp aramaktan, elini haramdan bağlamalı,
- Belini bağlamalı, kimsenin namusuna göz dikmemelidir.

KÖFTÜR VE CEVİZ SUCUĞU

Kırşehir, pekmez üretim merkezlerinden biri. Üzümün yanı sıra armut ve elma gibi meyvelerden de pekmez yapılıyor. Toplanan üzümler şirahnede (üzümün çiğnendiği küçük havuz) çiğnenip şırası çıkarılıyor. Şıra kazanlara alınıp kaynatılıyor (Kaynama sırasında pekmez toprağı ilave edilir) ve süzülüyor.
Eğlencelerle renklenen pekmez günlerinde çoğunlukla mantı ya da bol etli bulgur pilavı pişiyor kazanlarla. Pekmez çok olursa kadınlar köftür (köfter) ve cevizli sucuk da yapıyorlar. Köftür için pekmeze un ilave edilip pişiriliyor. Pelte kıvamına gelince tepsilere alınıp soğumaya bırakılıyor. Sertleşince baklava biçiminde kesilip nemsiz bir ortamda saklanıyor. Hem köftür, hem de ceviz sucuğu hevenklerde serin yerlerde saklanıp kışın yeniyor. Misafire üzümle birlikte ikram etme geleneği hâlâ sürüyor.
Kedi batmaz, pekmezle yapılan bir tatlı çeşidi. Kuru yufkalar ufalanıp tepsiye alınıyor. Üzerine sıcak pekmez dökülüyor ve soğuk olarak servis yapılıyor. Pekmez yapılan her ilde olduğu gibi burada da Pelte hazırlanıyor. Un tereyağında kavruluyor. Biraz su, bir tutam tuz ve pekmez eklenip suyunu çekinceye kadar karıştırarak pişiriyorlar. Karışım tabaklara alınıp üzerine kızdırılmış tereyağı gezdiriliyor.

Yörenin en yaygın yemeği, İç Anadolu'nun pek çok ilinde de yapılan 'Çullama'. Tavuk ya da hindi etleri (göğüs eti) yağ, un ve tavuk suyu eklenip muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişiriliyor. Pirzola türü etler küllenmiş ateşe gömülüp yeniyor, ki buna 'Söğürme' diyorlar.
Yörede bol miktarda bulunan keme (mantar) özellikle kırsal kesimde çok tüketiliyor. Keme, ateşte közlenip yendiği gibi yemek ya da pilavlara da ekleniyor. Kırşehir'e gidip de Tandırda çömlek paça yemeden dönmek olmaz!
Koyun veya kuzunun baş ve ayakları temizlenip çömleğe alınıyor. Sarımsak ve su ilave edilen çömleğin ağzı bir kapakla kapatılıp tandıra gömülüyor. Ben diyeyim 1 saat, siz deyin 2 saat piştikten sonra tandırdan alınan yemeğin üzerine limon sıkılıp yeniyor. Çömlekte kuru fasulyenin de tadına doyum olmuyor. Hazırlanan malzeme yine ağzı kapaklı çömleklerde ve köz halindeki tandırda 2 saat pişiyor. Tandır yandığında kadınlar kelle, güveç, işkembe gibi yemekleri de sürüyorlar küllerin üzerine. Elbette bu görüntülere şehir merkezinde rastlamak zor. Bunun için köylere ve ilçelere gitmeniz lazım.

KEŞKEF (Keşkek)

8-10 Kişilik
HAZIRLAMA SÜRESİ: 15 dk
PİŞME SÜRESİ: 75 dk

Malzemeler:
300 gr dövme (aşurelik buğday)
100 gr nohut
5.5 su bardağı su
750 gr kemikli koyun eti
60 gr margarin
Tuz, karabiber, kırmızı tozbiber

Hazırlanışı:
* Dövme ve nohudu akşamdan 2.5 bardak su ile ıslatın. Eti basınçlı tencereye alın. Nohut ve dövmeyi süzüp sularını ayırın ve malzemeyi tencereye ekleyin. Islatma suyunu 4 su bardağına tamamlayın. Margarinin yarısını su, karabiber ve tuzu ekleyip dövme lapalaşıncaya kadar 75 dakika pişirin. * Etin kemiklerini ayırın ve keşkeği büyük bir tencereye alın.
Tahta kaşıkla (ya da tahta tokmakla) ezerek karıştırın. Keşkeği servis tabağına alın. Kırmızı tozbiberi kalan margarinle kızdırıp üzerine gezdirin. Ilık olarak servis yapın.

KUŞ GÖZLEMCİLİĞİ

Seyfe Gölü

İl: Kırşehir

İlçeler: Mucur, Boztepe
Yüzölçümü: 14000
Rakım: 1110 m
Koruma: var
Başlıca Özellikleri: tuzlu/hafif tuzlu göl, step
Kuş Türleri: Ak pelikan (100 çift), kaşıkçı(50 çift), flamingo (2000 çift), Macar ördeği (15 çift), toy, kılıçgaga (500 çift), mahmuzlu kızkuşu (10 çift), Akdeniz martısı (500 çift), gülen sumru (500 çift) ve küçük sumru (500 çift) popülasyonlarıyla önemli kuş alanları statüsü kazanır. Kışın büyük sayılarda sukuşu bulunur (maks. 21.861), sakarca (maks.7200) ve angıt (maks. 978) bunlara örnektir.

MAHALLİ KIYAFETLER


Kadın Giysileri:
ÜÇ ETEK: Bıçak burnu yada zincirli diye adlandırılan kumaştan yapılır. Etek üç parçalıdır. Parçaların kenarları işlemeli olduğu gibi düzde olabilmektedir. Kollar ya uzundur ya da kolsuzdur. Kol ağızları düz veya listikli olabilir. Eteğin önündeki parçaları kıvrılarak kuşağın altına sokulur.
KUŞAK: Üç eteğin üzerinden bele bağlanır. Yerine göre Trablus kuşak geniş tokalı ve deri, madeni kemerle kullanılır. Kuşak uçlarında püskül şeklinde ponçak denen karışık renkli püskül bulunmaktadır.
ŞALVAR (don): Genellikle koyu renkli zemin üzerine küçük çiçekli ve kendinden yollu kadife kullanılır. Belleri uçkurlu, paça ağızları düğmeli ya da lastikli olur. Peyik kısmı genişçe, parçalar bol bir şekilde dikilir.
YAZMA (Tülbent): Fesin üzerine değişik renklerde pullu tülbent ya da oyalı yazma örtülür. Ayrıca tülbentler kenarları pulu değişik renklerde boncuklarla bezenmiş şekildedir. Tülbent, arka uçlarının birisi alınır, çene altından başın üzerine atılarak toka ile tutturulur. Orta yaşlılar ve yaşlılar bunun üzerinden siyah renkte ayrı bir tülbent bağlarlar.
AYAKKABI (Yemeni): Altı kösele uç kısmı kıvrıktır. Alçak topukludur. Genellikle siyah, kahverengi ve kırmızı deriden yapılır. Zenginler ve yaşlılar (lapçin) denilen topuklu ve içiçe iki ayakkabı giyerler. Ayağa işlemeli iplik ya da yün çorap giyerler.
GELİNLİK ENTARİ: Giysi keten kumaştan yapılır. Genellikle koyu renktedir. Entarinin üzerine kuşak bağlanır. Başa fes giyilir. Üzerine tülbent ve poşi bürünülerek duvak şekline sokulur. Yüz kapatılır. Duvağın üzerine büyükçe bir örtü örtülüp üzerinden yan tarafa doğru çekilip bağlanır. Ayağa çorap ve kundura giyilir. Entarinin
önü göğüs kısmına kadar açıktır. Entarinin üstüne çeşitli altın ve boncuklar takılır.

Erkek Giysileri:
GÖYNEK: Genellikle ketendir. Bazen ipeklidir. Zemin beyaz, gri ya da siyah düz desenlidir. Yakasız astarlı, uzun kollu sedef düğmelidir.
DELME YELEK(Cemadan): Siyah, lacivert ya da koyu yeşil renkli çuhadan yapılır. Kolsuzdur. Üç ya da dört düğme ile iliklenir. Göğüs üstü karın üstüne kadar açıktır. Sade olduğu gibi işlemeli de olabilir.
ŞALVAR: Kumaşı yelekle aynıdır. Uçkurlu ve astarlı olarak dikilir. yandan cepli paça kısmı dardır. normal peyiklidir.
KUŞAK: Beyaz yünden üç-dört metre uzunluğundadır. Bir ucu püsküllüdür. Şalvar ve gömleğin üzerinden bele bağlanır. Sağ taraftan şalvarın üzerine sarkıtılır.
ÇORAP: Ayağa beyaz yün çorap giyilir. Bu çorap, iş zamanlarında ve oyunda şalvarın üzerine çekilir. Diz altından uçları püsküllü yün bağıyla bağlanır.
TAKILAR: Erkeklerde boyunda muska ya da murtlak, kuşak arasında tütün ve para kesesi, yelek üzerinde gümüş köstek ve saat, yelek cebinde ayna, tarak, enfiye kutusu gibi takılar bulunur.
Kadınlarda gerdanlık ve kolye, bileklerde gümüş ve altın bilezikler, parmaklarda yüzük kulaklarda küpeler takı olarak kullanılır.

KIRŞEHİR DAĞLARI

Kervansaray Dağları
Seyfe Gölü çöküntü alanı ile Kırşehir kenti arasında bulunan bu dağlar, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanarak Mucur İlçesi'ne sokulur. Mucur yakınlarında, aynı yönde uzanan platolar üzerinde belirginliği aıalan dağlar, ilçenin kuzey doğusunda yeniden yükselir. Nevşehir kuzeyindeki Kızıldağ ile birleşir. Kervansaray Dağları'nın en yüksek noktası şehrin kuzeydoğusunda kalan bölümüdür ve 1679 metredir. Aynı sıranın öbür önemli dorukları ise Amıutlu, Köpekli, Kırlangıç ve Kızıldağ'dır. Bu dağlar, bitki örtüsünden yoksundur. Akarsuların açtığı derin vadilerle parçalanmıştır. Şiddetli aşınma sonucu yer yer düzleştiği için de platolara dönüşmüştür.

Çiçek Dağı
Adını aldığı ilçenin batısındaki platonun ortasında yükselir. Çiçek Dağı'nın yüksekliği 1691 metredir. Bu dağ, Deliceırmak'a doğru akan derelerin açtığı vadilerle parçalanmıştır. Orman örtüsü bakımından seyrektir. Bu kütlenin yakinında olan Yağmurlu Dede Tepesi de, 1585 metre yüksekliğindedir. Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.

Aliöllez Dağı
Kaman llçesi'ndedir. Güney-güneydoğu yönünde uzanan Aliöllez Dağı'nın yüksekliği 1528 metredir. Bitki örtüsü bakımından zayıftır ve Hirfanlı Barajı yönünde derin olarak parçalanmıştır.

Baran Dağı
Kırşehir ile Kaman arasındadır.1808 metre yükseltisi olan bu dağ batıdan güneydoğuya doğru uzanır. Kırşehir'in en yüksek noktası bu dağın zirvesidir.