Kabuki, dinî nitelikten uzaklaştıkça sahne diyaloglarına ve aksiyona önem verilmiş, işin içine drama da katılarak içerik bir diğer Japon halk tiyatrosu türü olan Noh'a oldukça benzetilmiştir. Fakat Kabuki geliştikçe, sahne ve perde yapısında değişiklikler oluşmuş, teknik bakımdan Noh ile oyunlarından kendini sıyırmıştır.
7 Haziran 2007 Perşembe
KABUKİ
Kabuki, dinî nitelikten uzaklaştıkça sahne diyaloglarına ve aksiyona önem verilmiş, işin içine drama da katılarak içerik bir diğer Japon halk tiyatrosu türü olan Noh'a oldukça benzetilmiştir. Fakat Kabuki geliştikçe, sahne ve perde yapısında değişiklikler oluşmuş, teknik bakımdan Noh ile oyunlarından kendini sıyırmıştır.
Gönderen MEL zaman: 14:19 0 yorum
Etiketler: DÜNYA DEDİKLERİ, JAPONYA
6 Haziran 2007 Çarşamba
ÇAY TÖRENİ
Japoncada çado, sado veya ça-no-yu, 'çay töreni' anlamına geliyor. Kökleri, Zen Budacılığı ilkelerine, gündelik yaşamın sıradan güzelliklerine duyulan sevgi temeline dayanan geleneksel bir tören. Her şeyin belirlenmiş kurallara uygun olarak yapıldığı, gösterişli bir konuk ağırlama biçimi.
Çayhane denilen özel bir odada yapılan çay töreni, ev sahibinin çay takımlarını getirmesiyle başlıyor. Konuklara özel şekerlemelerin sunulmasından sonra toz halindeki çay yaprakları sıcak suyla karıştırılıyor. Ardından çay yavaş hareketlerle dağıtılıyor.Genellikle açık ve köpüklü olan bu çayın tadı hafif buruk. Belirli günlerde daha koyu bir çay olan 'koiça' yapılıyor.
Şekerleme ve çayın üzerine çoğu kez hafif bir yemek yeniyor. Çay bittikten sonra konuklar çay töreninde kullanılan eşyaya ilişkin sorular sorabiliyor. Çay takımlarının odadan taşınmasıyla tören son buluyor.
Çin'de ortaya çıkan çay töreni, Japonya'da ilk kez Komakura döneminde Zen keşişlerinin uzun meditasyonlar sırasında uyanık kalmak için çay içmeleriyle başladı. Bu uygulama daha sonra Zen mezhebinin kurucusu Bodhidharma'nın anısına düzenlenen ayinlerin bir parçası haline geldi. 15. yüzyılda ise yakın dostların dışa kapalı bir ortamda bir araya gelerek çay içtikleri bir toplantıya dönüştü. Çay töreninin en ünlü ustası, 16. yüzyılda askeri diktatör Toyotomi Hiyedoşi'nin sarayında yaşayan Sen Rikyu. Sen, çay törenini Japonya'da günümüzde de yaygın olan ve "yalınlık", "sessizlik", "gösterişten arınmışlık" anlamlarında "vabi" denen bir tarzda düzenlerdi.
Gönderen MEL zaman: 14:05 0 yorum
Etiketler: DÜNYA DEDİKLERİ, JAPONYA
5 Haziran 2007 Salı
SENTO
Zamanımızda hemen hemen her evde banyo olduğundan sentolar giderek azalmaya başlamıştır. Fakat buna rağmen geleneksel sentoların yerini içerlerinde değişik atmosferli havuzları, saunaları, masaj ve fitness salonları olan yeni tip hamamlar giderek artmaktadır.
Sentoya ilk geldiğinizde girişte iki kapı görürsünüz, bunlardan biri kadınlar için diğeri erkekler için ayrılmıştır. Girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarıp girişteki emanet dolabına koyarsınız.Daha sonra erkek veya kadın kapısından girer ve ortada hem kadın hem erkek kısmını görebilecek şekilde yüksek bir platformda oturan kişiye ücreti ödeyerek giyinme odasına geçersiniz.Soyunduktan sonra elbiselerinizi dolaba kilitler ve yanınıza sadece vücudunuzu yıkamak için kullanacağınız küçük bir havlu ile çıplak olarak yıkanma bölümüne geçersiniz(Türk hamamlarındaki peştamal adeti yoktur).
Yıkanma bölümü sağlı sollu dizilmiş önünde küçük bir tabure olan musluk veya duşlar, en dipte ise içine girip rahatlamak için yapılmış bir sıcak su (40-45 derece) havuzcuğundan oluşur. En çok dikkat etmeniz gereken husus kesinlikle sabunlu vücutla veya vücudunuzu yıkamadan bu havuza girmemektir. Havuza girerken ve vücudunuzu yıkarken etrafınızda yıkanan diğer kişilere su sıçratmamaya özen göstermeniz gerekir.
Bu havuzcuğun bir cephesinde güzel manzaralı geniş bir pencere bulunur, eğer sento şehir içinde ise veya etrafında manzara yok ise duvarda genelde Fuji dağı veya başka manzara resmi olan bir duvar bulunur.
İstediğiniz kadar yıkanıp tekrar tekrar havuza girebilirsiniz. Su çok sıcak olduğundan uzun süre kalmamalı onun yerine gidip gelerek birçok defa girmenizi tavsiye ederiz. Havuzlarda suyun havuza aktığı yere yaklaştıkça suyun sıcaklığı artar.
Gönderen MEL zaman: 14:08 0 yorum
Etiketler: DÜNYA DEDİKLERİ, JAPONYA
KİMONO
Heian döneminde, soylu sınıfa ait kadınlar soğuktan korunmak için katlı pelerin giymeye ve kıyafetlerini bağlamak için obi (kuşak) kullanmaya başladılar. Bu tam olarak `oniki katmanlı kimono` anlamında olan juni hitoe nin kökenidir.
Samurayların ortaçağda Japonya`da güç kazanmaları ile giyim tarzı daha hafif ve az süslü bir hal aldı. Kumaşların kat sayılarının mevsim sıcaklıklarına uyum sağlamayarak artmakta ya da azalamaktadır. Bunun dışında kimono, geniş yakalı boğaz kısımları vücudun hava almasına izin vermesi ile kimono Japonya`nın mevsim şartlarına çok iyi uyum sağlamaktadır.
Erkekler için Kimono
Japon erkekleri özel etkinliklerde siyah takım elbise giymektedirler. Resmi kimono diyildiği zaman, tarzı tipik olarak montsuki haori hakamadir. Bu basitleştirilmiş şekil Edo döneminde samuraylar tarafından benimsenmiş ve Meiji devrinden sonra nüfusun geneline yayılmıştır. Düğün ya da cenaze törenleri için uygun olan bu erkeksi kimono, smokin ile kıyaslanabilir.
Nagajuban (羽織) kimononun altına giyilir. Dıştakinden daha kısa, uzun kolları olan ve içlik olarak giyilen bir kimonodur. İpek kimonolar genellikle narin oldukları ve kolay temizlenemedikleri için, dıştaki kimononun ten ile temasını önleyerek temiz tutmak için juban da denilen nagajuban kullanılır. Dıştaki kimonodan sadece nagajubanın yakasının kenarı gözükür. Çoğu nagajubanın yakası kolaylıkla sökülüp takılabilir. Böylece giysinin tamamı yıkanmadan yalnızca yaka yıkanabilir. Nagajuban sıklıkla dıştaki kimono kadar zarafetle işlenmiştir ve gizli zarafet diye görülür. Erkek kimonoları genellikle koyu renk ve sade desenlerden ibaret olduğu için nagajuban sayesinde erkekler de çarpıcı desen ve renklerde kimono giyebilir.
Geta (下駄) yukata ile birlikte erkek ve kadınlar tarafından giyilen sandaletlerdir. Getanın biraz değişik bir şekli geyşalar tarafından giyilir.
Hakama (袴) bölümlü ya da bölümsüz etek, ya da oldukça geniş bir pantalondur. Geleneksel olarak erkekler tarafından giyilir. Günümüzde kadınlar tarafından da giyilmektedir. Aikido gibi bazı dövüş sanatlarında da kullanılır. Hakama genellikle pililidir ve koshiita (giyenin arka alt kısmında kalan dolgulu bölüm) ile himo (obinin üzerinden bele bağlanan uzun kumaş parçaları) gibi kısımları vardır. Hakama aikido,, kendo, iaido, ve naginata gibi çeşitli budo sanatlarında giyilir. Desenine göre, çok resmîden ziyaret elbisesine kadar derecelendirilir. Kadınların çok resmî giysilerinde bulunmasa da erkeklerinkinde bulunur.
Haori (羽織) resmîyet veren, kalça ya da baldır uzunluğunda kimono örtüsüdür. Haori köken olarak erkeklere özgüydü, ancak Meiji döneminde moda değiştikten sonra hem erkekler hem de kadınlar tarafından giyilmeye başlandı. Kadınların üstlükleri daha uzundur.
Haori-himo (羽織紐) haori için kullanılan püsküllü ve örgü lastikli bağdır. En resmî rengi beyazdır.
Jūnihitoe (十二単) eski çağlarda sarayda kadınlar tarafından giyilen on iki katlı elbisedir. Günümüzde yalnızca saraydaki çok resmî seremonilerde (imparatorluk düğünü, ya da taç giyme töreni gibi) giyilir ya da müzelerde görülebilir.
Hiyoku (ひよく) eski zamanlarda kadınlar tarafından giyilen bir çeşit kimono içliğidir. Günümüzde sadece düğünlerde ve önemli sosyal olaylarda giyilir.
Kanzashi (簪) kimono ile birlikte yapılan saç modellerinde kullanılan aksesuarlardır. Bunlar ipek çiçekler, tahta taraklar ya da yeşim tokalar olabilir.
Obi (帯) kimonoyu sarmak için kullanılan bir çeşit Japon kuşağıdır. Giyildiği yere göre değişiklik arzeden obilerin kadınlar için olanları daha karmaşıktır.
Tabi (足袋) sandaletlerle giyilen, bilek uzunluğunda ve parmakları ayrılmış çoraplardır. Bot şeklinde olanları da vardır.
Waraji (草鞋) samandan örülmüş sandaletlerdir. Daha çok keşişlerde görülür.
Zōri (草履) kumaş, deri ya da ottan örülmüş sandaletlerdir. Zori, ya karmaşık şekilde örülür ya da çok sadedir. Hem erkek hem de kadınlar tarafından giyilir. Beyaz bantlı ottan örülmüş zoriler erkekler için en resmîleridir.
Gönderen MEL zaman: 13:54 0 yorum
Etiketler: DÜNYA DEDİKLERİ, JAPONYA
4 MEVSİM
İlk bahar ise Japonya'nın en çok beğenilen sembollerinden biridir. Sakura (kiraz çiçekleri) Mart ayı sonunda açmakta ve Nisan ayı boyunca özellikle Kyushu bölgesinde muhteşem manzaraların oluşmasını sağlamaktadır. Daha sonra hanami (çiçek sergileri) dönemi gelir ve binlerce insan bu festivallere katılarak sergilenen çiçekleri ilgiyle izlerler. Hanami geleneği Heian döneminden beri (794~1185) mevcuttur ve Japonların ne kadar doğayla iç içe olduklarının en önemli kanıtlarından biridir.
Daha sonra dört mevsim içerisinde yer verilemeyecek Haziran ayı çok yağışlı geçmektedir ve bundan dolayı tsuyu (yağış mevsimi) olarak adlandırılmaktadır. Tabiki yoğun yağışlar sıcak ve bol nemli geçecek yazın ilk sinyallerini vermeye başlar.
Yazın hava sıcaklığı ortalama 30 derecenin üzerine çıkar ve yoğun nem havayı dayanılmaz kılar. Haftasonları, insanlar serinlemek amacıyla ya yüksek ve sıcaktan az etkilenen dağlara giderler ya da plajlarda serinlemeye çalışırlar. Yaz aynı zamanda matsuri (festivaller) ve hanabi (havaifişek) mevsimidir. Senenin en büyük festivali olan, Obon Ağustos ayında kutlanır. Her sene milyonlarca insan tarafından ilgiyle izlenen hanabi taikai (havai fişek gösterisi) Tokyo'da bulunan Sumida Nehri 'nde yapılmaktadır. Temmuz ve Ağustos aylarında okullar kapalıdır.Yüksek okulların baseball takımları ise düzenlenen ulusal şampiyonada birbirleri ile karşılaşırlar.
Yazın sona ermesi ve son baharın başlangıcı Pasifik okyanusundan gelen büyük fırtınalar, tayfunlar ve hortumlarla anlaşılır. Çoğu büyük tayfun ilk olarak Kyushu bölgesini etkiler buradan tüm ülkeye yayılır. Sobahar'da meydana gelen şiddetli tayfun ve fırtınalar günümüze kadar bir çok insanın yaşamlarını kaybetmelerinin sebebidir. Eylül ayı tsukimi (ay) festivalinin kutlandığı aydır aynı hanami festivali gibidir fakat günümüzde popülerliğini yitirmiştir. Hava Ekim ve Kasım ayları boyunca gitgide soğur, ve birdenbire her yer kırmızı, kahverengi, sarı, ve yeşil renklerden oluşan örtüye bürünür. Koyo (kızıl yapraklar) özellikle Fuji Dağı'nın eteklerinde ve Kyoto'daki tapınaklarda muhteşem manzaraların oluşmasını sağlarlar.
Gönderen MEL zaman: 13:43 0 yorum
Etiketler: DÜNYA DEDİKLERİ, JAPONYA
4 Haziran 2007 Pazartesi
AMATERASU
Amaterasu-oo-mikami Japon Şinto dininin güneş tanrıçasıdır. Japon imparatorluk ailesinin mitsel atasıdır. 天照大神 kelimesi Cennetlerde Parıldayan Tanrıça anlamına gelir. Kojiki'ye göre, onun kural tanımaz erkek kardeşi Susanoo her şeyi yerle bir edip, Amaterasu'nun pirinç tarlalarını, tapınakları tarümar edince, tanrıça (ki dişi olduğu konusunda tartışmalıdır) buna çok içerlenir ve Ama-no-Iwato isimli mağaraya gizlenir. Güneşini kaybeden dünya karanlıktır artık.
Diğer tanrılar onu saklandığı yerden çıkarmak için bir oyun kurarlar. Tanrıça Ama-no-Uzume mağaranın önüne bir ayna koyar ve baştan çıkarıcı bir dans etmeye başlar. Bu bir kutlamadır, ve gelen seslerden meraka kapılan Amaterasu mağaradan dışarı uzandığında kendi yansısından ürker. Bu diğer tanrıların onu çekip çıkarması için iyi bir fırsattır.
Torunu Ninigi-no-Mikoto'yu Japonya'da barışı sağlaması için yeryüzüne gönderir. Onun oğlu ise Japonya'nın efsanevi ilk tennoosu (imparatoru) olur üç kutsal silahı ile Kılıç, Mücevher ve Ayna. Bu Japonya'nın İmparatoru mitsel temellere bağlama eğilimini yansıtır. Bu yapı ikinci dünya savaşından sonra büyük ölçüde çökse de Tenno halen dinsel niteliklerini muhafaza ediyor.
Gönderen MEL zaman: 14:14 0 yorum
Etiketler: DÜNYA DEDİKLERİ, JAPONYA






