17 Ağustos 2007 Cuma

Nature


Given its awesome size, Brazil offers the tourist the opportunity to see many different ecosystems.
The most famous, of course, is the Amazon Rain Forest that dominates more than 40% of the national territory where is located the Mamirauá Project, the largest Sustainable Development Reserve in the world, that has over 1,124,000 ha of preserved forest.
Another important ecosystem is the Atlantic Rain Forest.
This forest used to occupy over 30% of the country, from Bahia to Paraná, but nowadays, only 7% of this native forest remains untouched, mostly in the states of Rio de Janeiro, São Paulo and Paraná.
An example of this exuberant forest can be seen in national parks like Parque Nacional da Tijuca in Rio de Janeiro, Parque Nacional do Itatiaia between the states of Rio de Janeiro and Minas Gerais and Parque Nacional do Iguaçu in the border of the state of Paraná and Argentina.
Pantanal is a swampy area in the interior of South America, between Brazil, Paraguay and Bolivia. During 4 months of the year, the rain floods the soil, changing the live of humans and animals. It is considered the cradle of an uncountable number of species, mostly birds, fishes and reptiles. It is the home of the carnivorous fish Piranha, the Brazilian jaguar, the beautiful Toucan and hundreds of other species.
A sanctuary in name of life…
Differently from other regions where the rain is abundant, the interior of northeast suffers with the weather. In this dry soil grows another important environment, the "Caatinga". Trees with twisted branches and cactus are part of this scenery.
Between Amazon, the Pantanal and the Caatinga, lays the "Cerrado", an ecosystem that is a transition among the first three ones. It is an amazing environment with mixed characteristics depending on what part of the country you are.
Sometimes it looks more similar to the Amazon, others to the Pantanal and so far. It is possible to observe this nature formation in regions close to the Chapada Diamantina and Brasília.
One jewel of the Brazilian nature is Fernando de Noronha, a national park in an archipelago of 21 islands. Its permanent population is small (roughly 1,500 people), living in total area of only 26km² (10 miles²).
Vila dos Remédios, the largest island, is the only one inhabited, preserving the wonderful beaches and the incredible marine life of the park.
The tourist needs a permission to get in and have the limit of 7 days to stay in the park. All efforts are made to permit tourism with environmental sustainability.

1 Mayıs 2007 Salı

KARNAVAL





Bu şenlik, her insanın ruhunda olan, yıl boyunca bastırılmış duygu ve içgüdülerini dışavurma ihtiyacından doğar. Tutkular, arzular ve neşe, bunların tümü bir tür yaşama sevinci ve zevk kutlaması karışımında birleşir, bütünleşir. Karnavalın Romalılar zamanında ve belki de daha öncesinde ilkbaharda doğanın yeniden canlanması şerefine yapılan ilkel şenliklerden kaynaklandığı yaygın inanıştır.

Brezilya'da ise Karnaval, her bölgenin özelliklerine uygun ve farklı şekillerde tüm ülkeyi etkisi altına alan bir şenliktir. Brezilya karnavalı, Portekizli denizcilerin keşifleri sırasında gördükleri ve yoldan geçenlerin üzerine evlerden dışkı, pudra ve yumurtalar atılan eski bir Hindistan geleneğini 16. yüzyılda kendi et yememe bayramı öncesi maskeli şenlikleriyle birleştirmeleriyle başlamıştır. Karnaval döneminde yapılan bir başka eğlence de yoldan geçen herhangi bir bahtsız kişiyi yakaladıktan sonra giysilerini çıkartmak, soğuk suya sokmak ve tekrar yola salıvermekti.

1904 yılına kadar toplumun düzenini bozduğu gerekçesiyle resmen yasaklanmış olmasına rağmen 250 yıldır farklı şekillerde olsa da süregelen Karnaval, zenginlerin fakirlere zorla yaptırdığı pislik banyosuna artan itirazlarla birlikte 1870 ile 1890 yılları arasında yavaş yavaş bu günkü anlamda karnavala dönüşüyordu: kulüplerde Venedik Karnavalından esinlenen maskeli balolar ve sokaklarda renkli giysilerle yapılan geçit törenleri. 1890lı yıllarda "zenci kulüpleri"ne göz yumulmasıyla birlikte yine aynı dönemlerde Avrupalı göçmenlerin getirdiği Polka ile Afrika ritimlerinin karışımından ortaya çıkan Samba'ya dönüşecek olan müzikler de bu şenliklerin bir parçası olmaya başladı.
1907 yılında Corso adı verilen ve arabaların resmi geçit yaptığı gösteri Rio karnavalının çehresini tamamen değiştirdi. Her ne kadar balo salonlarında yapılan şenlikler zengin beyazlar çok sükse yarattıysa da çoğunluğu zenci ve melez olan fakir halkın kendi müziklerini çalarak bu arabaların arkasından sokaklarda gezmesi bu şenliği dünyaca ünl6u bir halk şenliğine dönüştüren ana etmen oldu. Samba, 1917 yılında ilk defa bir müzik türü olarak kabul edildi ve ilk taş plak kaydı yapıldı. "Samba da Cidade Nova – Yeni Şehirin Sambası" adlı bu parça her ne kadar balo salonlarına uygun olsa da sokaklarda dansetmek için çok yavaş ritimliydi. Karnaval için vücudu kıpır kıpır oynatan bir müzik gerekiyordu.

1927 yılında bu müziği geliştirmek isteyen ve "Samba Hocası" olarak tanınan bir grup müzisyen, Estácio de Sá mahallesinde günümüzde devam eden Samba ritmini icat ettiler ve böylece ilk "Samba Okulu" nu kurdular. Onların ardından bir çok Samba Okulu daha kuruldu. Zamanında büyük yenilik olan otomobillerin resmi geçidi, rengarenk süslenmiş ve sadece karnaval için hazırlanmış büyük arabalara bıraktı yerini.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında birkaç kez sansüre uğrayan Karnaval şenlikleri hızını kesmedi ve 1960 yılında Turizm Bakanlığı'nın Karnaval şenliği için bilet satmaya karar vermesiyle yalnız neşe dolu Rio halkını değil tüm dünyayı eğlendiren muhteşem bir gösteri haline dönüştü. 1965 yılında resmi geçitin yapılması için özel olarak yapılan ve günümüzde de kullanılan Sambodrom'un açılışında tüm Samba okulları Rio de Janeiro'nun kuruluşunun 400üncü yılını kutlamak amacıyla bu şehri konu alan unutulmaz gösteriler yaptılar.

KARNAVAL DİYARI


1500 yılında Portekizli denizci Pedro Alvares Cabral tarafından keşfedilen Brezilya, önce bir Portekiz kolonisi iken 1822 yılında bağımsızlık ilanından sonra Brezilya İmparatorluğu ve 1889 yılında başkanlık sistemiyle yönetilen Brezilya Federe Cumhuriyeti şekline dönüştü.

Güney Amerika kıtasının en büyük ve en kalabalık ülkesidir. 1 milyonun üzerinde nüfuslu on üç şehri olan Brezilya’nın en büyük şehirleri São Paulo ve Rio de Janeiro’dur.

Brezilya halkı beşyüz yıllık geçmişinde tüm ırkların karışması nedeniyle dünyanın başka hiç bir ülkesinde rastlanmayan bir çeşitlilik ve renkliliğe sahiptir. Portekizli, Fransız ve Hollandalı kolonicilerin eşleriyle gelmemesi nedeniyle yerli halk ile karışmasıyla başlayan ırk ve kültür çeşitliliği, önce Afrika’dan getirilen köleler sonra 20nci yüzyılda gelen Alman, İtalyan, Polonyalı, Japon ve Arap göçmenlerin de bu karışıma yeni öğeler katmasıyla bu günkü haline gelmiştir. Bu ilginç karışım, kolonileştirilmiş diğer ülkelerde olduğunun tersine Avrupa kökenli olmayanlara karşı ırkçılığın çok daha az olması nedeniyle yalnız ten rengi düzeyinde kalmayıp günlük adetler, yemekler, müzik, danslar, el sanatları ve hatta çeşitli dinler gibi nice kültürel değerlerin hem korunmasını hem de birbirleriyle iç içe girmesini sağlamıştır.

30 Nisan 2007 Pazartesi

YEMEK KÜLTÜRÜ

Brezilya mutfağından bir kaç örnek:

Rio de Janeiro: Feijoada – Siyah kuru fasulye, çeşitli tuzlanmış dana ve domuz etleri ile birlikte pişirilir. Beyaz pilav ve kavrulmuş manyok unu ile birlikte yenir.

Fortaleza: Casquinha de Siri – Büyükçe bir istiridye kabuğunun içerisine balık, yengeç, ıstakoz, karides etleri ile patates püresi karıştırılarak konur ve üzerine serpilen peynir ile fırında pişirilir. Genelde kumsal kenarlarında soğuk bira ile birlikte tüketilir.

Salvador: Vatapa - Karides ve balık parçalarının palmiye yağı ve ekmekle karıştırılması ile hazırlanır. Pirinç ile birlikte servisi yapılır.

Caruru - Kızartılmış karides. Kırmızı biber sosuyla birlikte servis yapılır.

Tacaca - Kurutulmuş karides, semizotu ve sarmısakla hazırlanan sarı renkli ve kıvamlı bir çorbadır.

Rio Grande do Sul: Churrascaria (Şuhaşkariya) - Et sevenler için Brezilya usulü kebapçılar vazgeçilmez olacaktır.


ALKOLLÜ İÇKİLER
Ülkenin yerel içkisi, şekerkamışından çıkartılan alkolun damıtılmasıyla yapılan Cachaça (Kaşasa)’dır. Bu içki saf olarak içilmesinin yanı sıra ananas, hindistan cevizi, maracujá gibi çeşitli meyvelerin sularıyla ve buz ile karıştırılarak Batida (Baçida) denen çok lezzetli, ancak lezzetli olduğu kadar da sert içkiler şeklinde de içilir. Batida’ların en tanınmışı ve Brezilya’yı ziyaret edenlerin en sevdiği içki cachaça ve limon ile yapılan Caipirinha’dır (Kaypirinya). Brezilya’nın her yerinde çok soğuk bira yıl boyunca yaygın şekilde tüketilir.
Meyve suları: Hindistan cevizi suyunun yanı sıra envai çeşit tropik meyvelerin suları hem çok lezzetli hem de yagındır.