8 Ağustos 2007 Çarşamba

PİST HARİTASI


KAYAK MERKEZİ


Sarıkamış Kayak Merkezi Sarıkamış İlçesinin içerisinde Çamurlu dağdadır. Çamlar arasındaki Sarıkamış kayak merkezi kar kalitesi ile de ünlenmiştir. İlçe merkezinin güneydoğusunda Cıbıltepe (2200-2634 m), batısında Süphan Dağı (2200-2900 m), doğusunda ise Ağbaba (2200-2810 m) kayak alanları yer almaktadır.

Sarıkamış Kayak Merkezinde çamlar arasında toplam 12 kilometreyi bulan 5 etaplı piste sahip 2500 rakımlı Cıbıltepe'nin muhteşem bir doğal güzelliğe sahiptir. Sarıkamış Cıbıltepe'nin kristal karla kaplı doğası Sarıkamış Kayak Merkezini kayakçılar açısından cazip hale getiriyor.

Kar kalitesi ve kayak pisti açısından dünyanın en uygun tesislerinden biri olma özelliğini taşıyan Sarıkamış Kayak Merkezinin en önemli pistleri Cıbıltepe-Balıklıdağ-Çamurludağ’da 2200-2900 metre yükseklik gösteren bir plato üzerinde yer almaktadır.

Sarıkamış Kayak Merkezinde 1.435 metre uzunluğunda ve 1.800 kişi/saat kapasiteli birinci etap mekanik tesis (telesiyej) ile 2.250 metre uzunluğunda ve 800 kişi/saat kapasiteli ikinci etap mekanik tesis (telesiyej) mevcuttur. Sarıkamış Kayak Merkezinde toplam 7 adet pist hizmet vermektedir. Sarıkamış Kayak Merkezinde en uzun pist 3500 m. olup Sarıkamış Kayak Merkezi yaklaşık 5000 kayakçı/gün büyüklüğünde bir kapasiteye sahiptir.

Dünyanın en uzun kayak pistlerinden birine sahip olan Sarıkamış Kayak Merkezi Kars havaalanına 50 km. uzaklıktadır. İstanbul'dan uçak ile yola çıktığınızda en geç 2 saat sonra ayaklarınıza kayaklarınızı geçirip dünyanın en güzel pistlerinden birinde kayağa başlayabilirsiniz.

Sarıkamış Kayak Merkezinin önemli özellikleri arasında bölgeye yağan karın cinsi ve doğal güzellikleri geliyor. Kayak sporu için oldukça elverişli olan kristal kar Sarıkamış'ta da bulunuyor. Sezon boyunca yağdığı günkü özelliğini kaybetmeyen karda kayak yapmak da kayakçılara oldukça keyif veriyor. Sarıkamış kayak merkezinde kayak pistlerinde çığ tehlikesi yok ve pistler sarı çam ormanlarıyla çevrili olduğundan Sarıkamış Kayak Merkezinde pistler rüzgara karşı da korunaklı. Sarıkamış Kayak Merkezinde Çamkar Otelin yanından başlayan Sarıçam Kayak Tesisleri saatte 2400 kişi kapasiteli, bilgisayar donanımlı telesiyej sistemi ile Türkiye'nin en büyük kayak tesislerinden biri. Sarıkamış Kayak Merkezinde 2700 m yüksekliğindeki Cıbıltepe'de tüm kayakseverler için uygun zorluk derecelerinde 5 pistin bulunduğu 2 etap yer alıyor. Birinci etap 2400 m uzunluğunda ve yeni başlayanlar için ideal bir eğime sahip. 2200 m uzunluğa sahip ikinci etapta ise 4 pist bulunmakta.Sarıçam ormanlarıyla kaplı pistte 7 km. kayak yapma şansınız var.

Normal koşullarda yılda ortalama olarak 4 ay boyunca yaklaşık 1 mt. karla kaplı olan Sarıkamış Kayak Merkezinde Aralık ayından Nisan ortalarına kadar kayak yapılabilmektedir. Sarıkamış Kayak Merkezi ve çevresinde Alp Disiplini, Kuzey Disiplini kayak yapılabildiği gibi Tur kayağı ve kızaklı geziler için mükemmel parkurlar bulunmaktadır.

SARIKAMIŞ


Kars ile ilgili bilgileri yazarken Sarıkamış'ı atlamısım, kayak tutkunu arkadasım Metin duruma müdahale etti:)
Bende hemen sarikamis.org dan bilgileri topladım...

Sarıkamış Doğu Anadolu Bölgesinde yer almakta olup 2634 m yüksekliğindeki Kars'a 55 km. uzaklıktadır.
Sarıkamış doğusunda Selim ve Kağızman, batısında Şenkaya ve Horasan, güneyinde Horasan ve Eleşkirt, kuzeyinde ise Selim ve Şenkaya İlçe sınırları ile çevrili, ortalama yüksekliği 1500-2000 metre olan yüksek bir plato durumundadır.

Sarıkamış’ın en yüksek dağı 3138 metre rakımlı Aladağ’ dır. Aladağ’ ı 2909 metre rakımlı Süphan Dağı, 2835 metre rakımlı Balıklı Dağı, 2599 metre rakımlı Kösedağı, 2634 metre rakımlı Çıplakdağ ve 2849 metre rakımlı Soğanlı Dağı takip etmektedir.Sarıkamış’ın başlıca akarsuları Aras Nehri, Kars Çayı, Zivin ve Keklik Dereleri’dir. Sarıkamış’da akarsuların akışlarının düzensizliği ve derin vadileri takip etmelerinden dolayı sulamada fazla kullanılmamaktadır.

Sarıkamış Kayak Merkezi, Micingirt Kalesi, Kızlar Kalesi, Yedi Kilise (Yenigazi) Kalesi, Zivin Kalesi, Köroğlu Kalesi, Zek (Sırataşlar) Köyü Kalesi ve Katerina Köşkü Sarıkamış’ın belli başlı tarihi ve turistik yerleridir.

1 Mayıs 2007 Salı

TARİHİ GÜZELLİKLER





Eskişehir tarihi zenginlikleri ve kültürel zenginliği ile Anadolu'nun en eski yerleşim alanlarından birisidir. Bunlardan sadece birkaç tanesi :

PESSINUS ANTİK KENTİ
Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Ballıhisar Köyü yerleşimi altındadır. Antik Pessinus kenti, antik Kral Yolu üzerinde olup, ticareti yanında Kybele ve Attis için yapılan ayinleri ile de ün salmıştır. Pessinus, çok eski çağlardan beri Kybele Kültünün en önemli merkezidir. Ana Tanrıça Kybele'nin başında kuleye benzer yüksek bir taç vardır; bu taç, onun, kentlerin ve tarımsal ürünlerin tek egemeni sayıldığının simgesidir. Aynı zamanda genç kızların da koruyucusudur. Kybele kültünün Frig Krallığının ilk zamanlarına, çok masraflı bir ilk tapınağın yapılmasını hatta şehrin kuruluşunu Frig Kralı Midas'a bağlayan geleneğe rağmen, şehrin kuruluşu daha eski çağlara dayanır. Söz konusu tapınak etrafında bir baş rahip tarafından yönetilen bir "Rahip Prensliği" gelişmiştir. M.Ö.205'ten itibaren I. Attalos'la Pessinus baş rahibinin arasında dostluk bağları kurulmuştur.
Sibil kehanetinden sonra M.Ö.205/4 yıllarında Roma'yı Annibal'dan kurtarmak için Palatin'deki zafer tapınağına konulmak üzere Kybele'nin heykelini almak üzere bir Roma heyeti Bergama kralı aracılığı ile Pessinus'a gelmiştir. Helenistik Çağda (M.Ö.3.asırda) Grek hakimiyeti altına giren Pessinus şehrinin yapı ve planları Yunan anlayışına göre düzenlenir. Mabet tamamen onarılır. Meclis binası, stoa, yollar, kanal ve tiyatro kurulur. Pessinus, M.Ö.25 tarihinde Augustus zamanında Roma hakimiyeti altına girerek, şehir bu çağda çok gelişir ve büyür. Şehrin içinden geçmekte olan su kanalı mermerlerle onarılarak iki yanı heykellerle süslü muhteşem bir duruma getirilir. Hatta şehrin iç kısmandaki kanal tamamen mermer döşenerek içine merdivenlerle girilen bir havuz havasına bürünür. Şehir kendi adına para basma imtiyazına sahip olur. Mahalli Kybele dini inanç ve ayinlerine saygı daha da artar.
Bizans Çağında şehir çok bakımsız kalır. Yeni bir şey yapılmaktan ziyade, eski yapılar sökülerek basit iskan malzemesi olarak kullanılır. Şahane sanat eserleri kırılarak temellerde yapı malzemesi olarak kullanılır. M.S. 800 yıllarından sonra ise şehir bütün vasıflarını kaybeder. Bundan faydalanan Jüstinianapolis (Sivrihisar) üstünlüğü ele alır.

SELÇUKLU HAMAMI
Seyitgazi İlçe Merkezi, İkiçeşme Mahallesindedir. Selçuklular Devresinde; 1207-1208 yıllarında Ümmühan Hatun tarafından yaptırılmış, Cumhuriyet Döneminde restore edilmiştir. Bugünkü görünümüyle; kesme taş malzemeden, kubbeli, kubbe kasnağı dıştan çokgendir.

HAN ANTİK KENTİ
Doğal kayalıklarda, yeraltına oyularak yapılmıştır. Yeraltına yapılan kat kat mekanlar ile mekanları birbirine bağlayan koridorlar, en alt seviyede, kuzeyden gelen bir temiz su kanalına bağlanmaktadır. Yapılan araştırmalarda, bugünkü ilçe merkezinde, kayalıklara oyularak yapılmış gömü ve benzeri mekanların yerleri saptanmıştır. Yeraltı şehrinin yakınındaki mezar odası 1992 yılında Eskişehir Müzesi tarafından temizlenmiştir. Gömü odasının girişi güneydoğudandır. Yeraltına oyularak yapılmış üç odadan oluşmaktadır. Odalarda arcosoliumlu sandukalar bulunmaktadır. Oda duvarının özellikle üst seviyesinde ve tavanda rozet, baklava dilimi, fiyonk, yaprak ve fırıldak motifleri bulunmaktadır. Bu bölgede bilinen tek örnektir. Ayrıca ilçe merkezinde kolosal gömü taşları bulunmaktadır.

FRİG KALELERİ
Kaya yüzeyine tapınak cephesi biçiminde işlenen kaya anıtları ve kaya anıt mezarları yanında, askeri soylular sınıfının yaşadığı, kayalıklar üzerine kurulmuş, tahkimli Frig kaleleri bölgemizde yoğunluk kazanmaktadır. Genellikle bölgeye hakim tepelere kurulan Frig Kalelerinde, örülmüş sur duvarları yanında, doğal kayaya oyulmuş mazgal delikli sur duvarları, kale girişleri, gizli merdivenler önemli geçitler, dinsel amaçlı anıtsal nişler, kaya mezarları, anıtsal basamaklar, kaya anıtları, kaya rölyefleri, sunaklar, sosyal amaçlı sarnıçlar, karlıklar, ahşap mimari izleri ile Frig kaya işçiliğinin bütün detaylarını görebilmekteyiz. Ufak çaptaki kaleler ise haberleşme kuleleri olarak kullanılmış olmalıdır. Frig Kaleleri, Hellenistik, Roma ve Bizans Çağlarında, orijinal kullanımları yanında, zamanının kültürünü yansıtan değişik tipte kaya mezarları, kaya anıtları ve kaya barınakları ile kayaya oyulmuş irili ufaklı kiliselerin yapılması ile değişikliklere uğramışlardır. Buna rağmen Frig kaya işçiliğinin detaylarını Frig kalelerinde gözleyebiliriz.
Seyitgazi, Çukurca Köyünde Doğanlı Kale, Çukurca-Yazılıkaya arasında sıralanan Antik Yazılıkaya'nın kuzeyinde bulunan Akpara Kale, Gökgöz Kale, Pişmiş Kale, Kocabaş Kale, Seyitgazi Kümbet Köyünde Kümbet Vadisi, Kümbet Asar Kale ve Berberini Kaya Kilisesi, Körestan Nekropolü, Delik Kaya, Seyitgazi Yapıldak Köyünde Yapıldak Kale ve İnli Yayla, Seyitgazi Göcenoluk Köyünde Zahran Yeraltı Şehri ile Eskişehir Merkez Gökçekısık Köyü Gökçekısık Kale, Han İlçesi Akhisar Köyünde Akhisar Kale, Dübecik Kale, Sivrihisar Zey Köyü' nde Zeykale, Merkez Uluçayır Köyü' nde Keskaya önemli Frig Kale ve yerleşimlerindendir.

ANITSAL FRİG KAYA MEZARLIĞI
Antik Yazılıkaya Kentinde, platformun kuzeybatı yamacında, 1970'de tespit edilen Anıtsal Frig Kaya Mezarı, Frig ahşap mimarisini en güzel şekilde temsil etmektedir. Frig mimarisinin iç yapısının en ince detayına kadar işlenmiş olan bu kaya mezarı anakayaya yekpare oyulmuştur, girişi kuzeydendir, yastıklı iki klinesi vardır. 1990 ve 1998'de Eskişehir Müze Müdürlüğünce restore edilmiştir.

YAZILIKAYA (MİDAS ANITI)
Antik Yazılıkaya Platformunun kuzeydoğu yamacında, 17.00 m. yüksekliğinde ve 16.50 m. genişliğinde, doğuya bakan anıt üzerinde yazılar olması nedeniyle "Yazılıkaya" olarak isimlendirilmiştir, Frig Kralı Midas' a dayandırılarak "Midas Anıtı" da denmektedir. Antik şehir ismini bu anıttan almıştır. M.Ö. 6. yy. ilk çeyreğine tarihlenmektedir. Frig Kaya Anıtlarının en görkemlisi, bölgenin ve dünyanın önemli, ünik yapılarındandır. Üzerindeki çatlakları ile yıkılma tehlikesi arz eden anıtı kurtarabilmek için bilimsel inceleme ve araştırma yapılmaktadır

GERDEKKAYA MEZAR ANITI
Bölge halkının "Kızlar Manastırı" olarak adlandırdığı bu anıt, Seyitgazi, Çukurca Köyünün 500 m. kadar batısındadır. Grek mimarisi içinde Dor Mimari stilinde, iki sütunlu bir tapınak cephesi biçiminde, volkanik tüf kayalığa oyularak, yekpare bir şekilde işlenmiş arcosoliumlu iki mezar odalı anıtsal bir kaya mezarıdır. Dor mimarisinin en ince detayları kayaya işlenmiştir. Hellenistik Çağ'a tarihlenen anıtın üçgen alınlığının altında triglif-metop sıraları bulunmaktadır. 1991 yılında Eskişehir Arkeoloji Müzesi tarafından restore edilmiştir.







KAZ ETLİ PİLAV

Malzemeler

500 gr kaz göğüs eti
500 gr pirinç
150 gr tereyağı
1 yemek kaşığı salça
1 adet soğan
1 adet ayva
tuz

Kaz göğüs etini 10 dakika 4 su bardağı tuzlu suda haşlayıp didikleyin. Daha sonra bir tencerede kaz etin kendi yağında 10 dakika kavurun.
Pirinci yıkayın. 750 ml su kaynatıp pirinci ekleyin. Suyunu çekene kadar 15 dakika pişirin. 100 gr tereyağını pilava ekleyip 5 dakika demlendirin ve iyice karıştırın.
Ayvayı soyup küp şeklinde doğrayın. Toprak güveçte pilav, kaz eti ve ayvayı karıştırın. Orta sıcaklıktaki fırında 15 dakika pişirin. Diğer tarafta soğanı küp şeklinde doğrayıp 50 gr tereyağında kavurun. Salçayı katıp karıştırın.
Pilavı servis tabaklarına alın. Üzerine salçalı sostan gezdirip servis yapın.

KATTE BÖREĞİ

Malzemeler

1 kg un
125 gr tereyağı
1 yemek kaşığı kuru maya
tuz

Helva için
125 gr tereyağı
125 gr margarin
200 gr un
200 gr ceviz içi
tuz

Mayayı 1 bardak ılık suda eritin. 600 gr unu havuz gibi açın. İçine 1 su bardağı suda erittiğiniz mayayı koyun. ½ su bardağı su ve biraz tuz ekleyip yoğurun.
Daha sonra hamuru 20 eşit parçaya ayırın. Fırın tepsisinin üzerine un serpip hamur toplarınız dizin. Tekrar unlayıp şeffaf folyo ile tepsinin üzerini kapatın. Buzdolabında 15 dakika dinlendirin.
Tereyağını bir tavada eritin. Hamur toplarını 40 cm çapında ince açın. Açtığınız her yufkanın arasına erittiğiniz tereyağını sürün. Hazırladığınız hamurları 10'lu gruplar halinde üst üste dizin.

Helva için tereyağı ve margarini bir tavada eritin. Un ve tuzu ekleyip 10 dakika kavurun. Ceviz içini mutfak robotunda toz haline getirip ateşten aldığınız helvaya ekleyin ve karıştırın.

Hamur dizilerinden birini fırın tepsisine alın. Üzerine helvayı sürün. Diğer hamur dizisi için üzerine kapatın. 180 derece ısıtılımış fırında 30 dakika pişirin.

HÖRRE

Malzemeler

2.5 yemek kaşığı tereyağı
3 yemek kaşığı un
5 su bardağı su
1 tatlı kaşığı salça
tuz ,karabiber

Bir tencerede 2 kaşık tereyağı ile un kavrulur. Rengi hafif pembeleşince yavaş yavaş su ilave edilir. Tuz ve karabiber ile tatlandırılır. Sürekli karıştırarak pişirilir.
Diğer tarafta yarım kaşık tereyağında salça ezilerek kızdırılır. Bu çorbanın üzerine gezdirilir ve sıcak olarak servis edilir.

KİLİSELER





Havariler Kilisesi (Kümbet Cami):
Kars Kalesi’nin güneyinde, Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan Havariler Kilisesi’ni, eski gravürler surların hemen içerisinde göstermektedir. Günümüze iyi korunarak gelebilen, Selçuklu kümbetlerine benzemesinden ötürü Kümbet Camisi olarak isimlendirilmiştir. Bu yapıyı Bagrat Kralı Abbas II.Takvor Kars’ı başkent yaptığı sırada, 932-937 yılları arasında 12 Havari adına yaptırmıştır. Selçukluların Kars’ı ele geçirmesinden sonra 1064 yılında camiye çevrilmiş, sonraki yıllarda yine kilise olarak kullanılmış, Osmanlı döneminde 1579 yılında yeniden camiye dönüştürülmüştür. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından Rum Ortodoks Kilisesi’ne çevrilmiş ve onarılmıştır. 1890 yılında da yanına bir çan kulesi yapılmıştır. Ancak bu kule 1918 yılında yıkılmıştır. Kars’ın 1918’de Türklerin eline geçmesi ile yeniden camiye çevrilmiş, 1919’da Ermenilerin buraya hakim olması ile bu kez Ermeni Kilisesine dönüştürülmüştür. Kars’ın 1920’de yeniden Türk egemenliğine geçmesi ile de bir kez daha cami olmuştur. Yapı 1960-1970 yıllarında müze olarak kullanılmış, Kars Müzesinin yapılmasından sonra kilise kendi haline terk edilmiş ve 1999 yılında yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Yapının günümüze gelen bir kitabesi bulunmamaktadır. ortaçağ araştırmacıları bu yapıdan katedral olarak söz etmektedirler. Havariler ismi ilk defa XIX.yüzyılda bu yapıya verilmiş olup, bunun da nedeni kubbe altında bulunan 12 Havari figüründen ötürüdür.

Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin- Ani) Katedrali:
Kars Arpaçay ilçesi, Ani surları içerisinde şehir merkezinde bulunan bu katedral, kilisenin güney duvarında bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre Kral Sımbad II zamanında, yapımına başlanmış, Kral Kakig I’in (898-1020) eşi Kraliçe Gadalina tarafından 1001 yılında tamamlanmıştır. Ani kentindeki yapıların çoğunun mimarı olan Dırtad tarafından yapılmıştır. Ani’deki Ermeni mimarisinin en gelişmiş kilise örneklerinden biri olarak nitelenen bu yapı, kubbeli bazilika ile kapalı Yunan haçının bir arada kullanılmasından meydana gelmiş bir plan düzenine sahiptir. Katedral kırmızı tüf taşından yapılmış ve basamaklı bir zemin üzerine oturtulmuştur.
Alpaslan’ın 1064 yılında Ani’yi fethetmesinden sonra katedral camiye çevrilmiş ve içerisine geçici olarak minber ve mihrap konulmuştur. Bundan sonra da Fethiye Cami ismi buraya verilmiştir. Yapı 1124 yılındaki Kıpçaklı istilasına kadar 60 yıl cami olarak kullanılmıştır.

Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi (Şırlı Kilise):
Kars Arpaçay ilçesinde Ani şehrinin doğu kesiminde yer alan bu kilise Arpaçay’a kadar inen sarp kayalıkların eteğinde bulunmaktadır. Kilisenin güney cephesindeki 25 satırlık Ermenice kitabede, 1215 yılında Ermeni devletinin başı olan Zaharca ve oğlu Saharsak devrinde, Tigran’ın Zaharca’nın oğluna ve ailesine uzun ömürler vermesi dileğiyle yaptırıldığı yazılıdır. XII.yüzyılda Dikran isimli bir prensin yaptırdığı anlaşılan bu kilisede Ermeni mimarları ibadet mekanının ortasındaki kare mekanı örten yüksek kubbe düşüncesini ilk kez burada benimsemişlerdir.
Kilise içerisinde İncil’den alınmış dini temalarla ilgili freskler bulunmaktadır. Bu freskler arasında yer yer stilize bitki ve haç motifleri de eklenmiştir. Ani’de yaşayan Dikran Honents isimli bir zenginin yaptırdığı bu resim ve kabartmalardan ötürü de buraya Nakışlı Kilise ismi de verilmiştir. Aynı zamanda kilisenin yaşayabilmesi için Dikran Honents buraya köyler, çiftlikler, değirmenler, hanlar, dükkanlar ve hamamlar vakfetmiştir.

Genç Kızlar Kayalıklarındaki Kilise (Güvercinli Kilise):
Kars Arpaçay ilçesinde, Ani şehrinin güneyinde kayalık bir tepe üzerinde bulunan bu kilisenin yapım kitabesi olmamakla beraber, mimari yapısından XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu kilise XIII.yüzyıl Ermeni kilise mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Üst örtüsü çökmüş olmasına rağmen bazı duvar parçalarından kiborion tipinde bir yapı olduğuna işaret etmektedir. Kilisenin yuvarlak bir planı vardır. Kalıntılarından üzerinin konik bir çatı ile örtüldüğü anlaşılmaktadır. Kilisenin giriş kapısı Ani’deki kervan yolunun başlangıcına açılmıştır.

Çoban Kilisesi:
Kars Arpaçay ilçesinde, Ani surlarının dışında ve surların kuzeydoğusunda bulunan bu kilisenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber J.Strzygowski bu kilisenin X.yüzyıl sonu veya XI.yüzyıl başlarında yapıldığını ileri sürmektedir. Onun yanı sıra, A.Khatchatrıan bu yapının XII.yüzyılda yapıldığını belirtmiştir. Çoban Kilisesi merkezi planlı bir yapı olup, onikigen içerisinde altıgen bir plan düzenindedir. Kilisenin büyük bir bölümü yıkılmış olmasına rağmen yine de yapısı ile ilgili yeterli bilgi vermektedir.

Surp Pırgiç Kilisesi (Halaskâr Kilisesi-Keseli Kilise):
Kars Arpaçay ilçesinde Ani’de bulunan kiliseyi J.Strzygowski 1035-1036 yıllarında Bagratlılardan Abulgarib döneminde yapıldığı ve Hz. İsa’nın adına yapıldığını belirtmiştir. Kilise 19 köşeli, poligonal bir plan düzeninde olup, içerisi nişlere bölünmüştür. İbadet mekanını örten kubbe yüksek bir kasnak üzerine oturmuştur. Ayrıca bu kasnak kilisenin duvarları ile niş kemerlerini köşelere bağlayan sütunlar üzerine oturtulmuştur. Bu kilise de Ani’deki diğer yapılarda olduğu gibi oldukça hareketli bir cephe görünümüne sahiptir.
Kilise 1073 yılında papaz Tridot tarafından onarılmış 1291 yılında yapıya bir çan kulesi eklenmiş, 1342 yılında da kilise Atabekler tarafından tümüyle onarılmıştır. Bu kilise 1930’lu yıllarda yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış olup günümüzde harap durumdadır.

Surp Krikor Abuğamrents Kilisesi:
Kars, Arpaçay ilçesinde Ani surları içerisinde, Ani Çayı’nın meydana getirdiği vadide bulunan bu kilisenin kitabesinden öğrenildiğine göre; Ermeni Bahlavuni hanedanından Prens Krikor’un emriyle kardeşi Hamze ile kızkardeşi Seta için dinlenme yeri olarak yaptırılmış ve Aziz Krikor Lusavoriç’in adına sunulmuştur. Kilise 994 yılında yapılmış, daha çok XVII.yüzyılın çok apsitli kilise tipleri örnek alınmıştır. Kilisedeki kitabelerde 1047 yılında Selçuklularla yapılan bir savaşta ölen Ermeni kahramanlardan Vahram Bahlavuni’nin ismi sık sık geçmektedir. Kilise içten daire, dıştan yonca planlı altı apsitli bir yapıdır. Bu plan şekli merkezi planlı, rotundalardaki nişlerin derinleştirilmesi sonucu meydana gelmiştir. Taş yontma sanatının en güzel örneklerini ortaya koyan bu yapının masif duvarları üçgen nişlerle hafifletilmiş ve buralara açılan ince uzun altı pencere ile de ibadet mekanı aydınlatılmıştır. Yapının üst örtüsünü oldukça yüksek kasnaklı konik bir çatı meydana getirmektedir. Bu çatıya da 12 pencere açılmıştır.

Surp Hovhannes Kilisesi (Apostol Kilisesi, Havariler-Arakelots Kilisesi):
Kars Arpaçay ilçesinde Ani’nin merkezinde bulunan Surp Hovhannes Kilisesi’ni N.Marr X.yüzyıla tarihlendirmiştir. Bunun yanı sıra N.Tokarski bu kilise ile ilgili 1031 tarihli bir kitabeden söz etmiştir. Kilisenin yapımı 1038 yılında tamamlanmıştır. Dört yapraklı yonca planı düzenindeki kilisenin köşelerine birer hücre yerleştirilmiş ve bunun sonucu olarakta yonca planı tam ortaya çıkmamıştır.

Hoşavank Şapeli:
Kars Arpaçay’ın batısındaki vadide bulunan Hoşavank Şapeli Altıgen Şapel olarak da tanınmaktadır. Kitabesi günümüze gelememiş olmakla beraber, çeşitli Ermeni kaynakları bu şapelin XI.-XIII.yüzyıllar arasında yapıldığını belirtmektedir. Şapel küçük merkezi planlı bir yapıdır. Ani’deki eserlerin süsleme yönünden en ilgi çekenlerinden birisidir. Bu yapıda süsleme ve taş işçiliğinin son derece ileri düzeye çıktığı görülmektedir. Şapelin çevresini dolaşan iki sütuncukların oldukça sade olmasına karşılık, üzerlerinde alçak kabarma halinde geometrik sağır kemerlere yer verilmiştir. Bu kemerlerin birleştiği yerlere de stilize edilmiş palmet ve Rumilerden oluşan bir bezeme yapılmıştır. İbadet mekanının üzerini örten konik çatı kasnağı da yarım sütunlarla 12 bölüme ayrılmıştır. Bazı kaynaklar da bu yapıya bitişik bir mezar anıtının da olduğundan söz etmektedirler.

Surp Krikor (Gagik) Kilisesi:
Kars Arpaçay ilçesinde, Ani’nin merkezinde, surların kuzeyinde yapılan bu kiliseden günümüze yalnızca temel kalıntıları ile bazı duvar kalıntıları gelebilmiştir.
Kral II.Gagik tarafından yaptırıldığı sanılan bu kiliseyi J.Strzygowski 1001 yılına tarihlendirmiştir. Kesme taştan yapılan bu kilisenin temel kalıntılarından merkezi planlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.
Yanık Kilise:
Kars Sarıkamış ilçe merkezinde bulunan Yanık Kilise, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Rus işgaline uğrayan Sarıkamış’ta Ruslar tarafından yapılmıştır. Yapı moloz taş, kesme taş ve tuğladan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Yapının girişi tuğla çerçeveli yuvarlak kemerli ve üzeri küçük bir çatı ile örtülüdür. Girişin iki yanında dikdörtgen tuğla çerçeveli birer pencere bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerinde çıkıntılı bir bölüme yuvarlak kemerli üçüz pencere yerleştirilmiştir. İlk yapımındaki çan kuleleri günümüze gelememiştir. Sarıkamış’ta Rus işgalinin sona ermesinden sonra yapı bir süre kendi haline bırakılmış, ardından Sarıkamış Belediyesi tarafından sinema olarak kullanılmıştır. Bir süre de yanına bir minare eklenerek cami olarak da kullanılmıştır. 1970’li yıllarda yangın geçirmiş, günümüze yalnızca ana duvarları gelebilmiştir.

Cengilli Kilise:
Kars Kağızman ilçesinin Çengili Köyü’nde bulunan bu kilise X.-XI. Yüzyılda Bagratlılar tarafından yapılmış bir Ermeni kilisesidir. Kilise üzerindeki Gürcü dilinde yazılmış iki kitabede Molla Zibiada ve Ruben isimli iki kişi tarafından onarıldığı belirtilmektedir. Kilisenin 1791 tarihli Ermenice yapım kitabesi günümüze gelememiştir. Kilise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kağızman’ı işgal eden Ruslar ve ardından da Ermeniler tarafından kilise olarak kullanılmıştır. İşgalin sona ermesinden sonra cami olarak kullanılmıştır.


MİMARİ



Eski Kars kuzeyde, tepeye kurulu kalenin içinde ve eteklerinde yer almaktadır. Kaleiçi Mahallesi bu bölümün çekirdeğidir. Burası dar ve eğri yollar boyunca düzensiz dizilmiş bakımsız evleriyle, sıkışık yapılar topluluğu görünümdedir. Evler çoğunlukla yığma taş ve kerpiçtir.

1878 Rus işgali sonrasında bu kesim olduğu gibi bırakılarak, Eski Kars'ın güneydoğusunda, Taht Düzü denilen ovaya yeni bir garnizon kent oluşturulmuştur. Kent, buraya yerleştirilen çoğu soylu sınıftan subay ailelerinin tüm gereksinimleri karşılayabilecek şekilde yapılmıştır. Geniş, düzgün taş kaldırımlı caddeleri, büyük parkları, düzenli ızgara planıyla zengin ve çağdaş bir kent görünümündedir. Kuzeyden güneye uzanan dört ana caddeyi, doğudan halıya dört cadde dike kesmekte, böylece 16 blok oluşmaktadır. Avrupa tarzı bir mimariye sahip olan Kars'ı gezen H.V. Velidedeoğlu: "Yollar boyunca çoğu iki katlı, büyük blok taştan, sağlam, yalın görünüşlü yapılar dizilidir. Ruslar' dan kalma büyük yapıları gördüm...43 yıllık işgal süresi içinde Ruslar bu kente epey bayındırlık getirmişler ve burasının dış görünüşü tipik Rus kentlerine benzetmişler. Fakat Kars'ın insanın ruhunu değiştirememişler" demektedir.

Yollar boyunca dizili, benzer mimaride, bir-iki katlı, büyük gri taştan villa tipi evler, kente düzenli bir görünüm kazandırmıştır. Bu evlerin çoğu cadde üstündedir, kimileri de duvarla çevrili bahçenin gerisindedir. İki katlı evlerde ortada avlu bulunmakta, buradan basamaklarla sütunlu açık sofaya çıkılmaktadır. Odalar sofanın çevresine yerleştirilmiştir. Arkada geniş bir bahçe, ahır, kümes ve benzeri bölümler vardır. Kimi evlerde iki-üç basamakla çıkılan demir parmaklıklı kapı ortadadır, kimilerindeyse yanda camekanlı bir bölümden ana yapıya geçilmektedir. Pencereler iklime bağlı olarak küçük ve çift camlıdır. Çatı kar tutmayacak biçimde dik, kiremit veya saç örtülüdür. Evlerin içi de yalındır. Odalar geniş ve yüksek tavanlıdır. Tavan ve taban tahtadır. Kışlar uzun ve soğuk geçtiğinden değişik bir ısınma yöntemi geliştirilmiştir. Odaları ayıran duvarın köşesinde bu odalara yarım daire biçiminde çıkıntılı "galanka" denilen büyük bir soba yerleştirilmiştir. Sobanın altı demir döküm, üstü tavana dek uzanan ve yukarıya doğru daralan geniş saç boru biçimindedir. Böylece bir odada yanan sobayla iki yada dört oda ısına bilmektedir. Mutfaklarda da "peç" denilen fırın ve büyük kuzineler vardır. Fırının üstü, iki kişinin yatabileceği genişlikte çıkıntılıdır. Çok soğuk kış gecelerinde burada yatılabilmektedir. Mutfağın altında kiler bulunmaktadır.

Belli bir mimari kültürün ürünü olan bu yapılar gün geçtikçe azalmakta, yok olmakladır. İsmail Habib Sevük yöreye ilişkin gözlemlerinde Kağızman'ı şöyle anlatıyor: "Beş altı bin nüfuslu Kağızman'ın her evi bir bahçe içinde... Sokaklar bahçelerin çitleriyle çizilmiş yeşil birer hülya gibi. Evler hep birer katlı, kagir, beyaz ve hep şırıltılı arklar içinde bahara sarılmış evler... Evler o kadar seyrek ki kasabanın boyu altı kilometreyi, eni dört kilometreyi buluyor." İşgal döneminin, Anadolu'yu yabancı yerleşme kültürü, köylerde de gözlenmektedir. Kars, Selim, Susuz, ve Arpaçay ilçelerinde rastlanan "yol boyu köyleri" bu türdendir. Kar tutmaması için çatılar dik ve yüksek yapılmıştır. Ana yola bakan ön bahçeye "efkere", arkadaki bostanlığa "topuzar" denilmektedir. Kars ve çevresinde doğa koşularına ve tarımsal üretime bağlı olarak "küme köy" biçimli toplu yerleşmeler yoğundur. Bunlar bir alan çevresine çember biçimi dizilmiş evlerden oluşmaktadır. Ortada cami vardır. Evler tek katlı, hafif eğimli, kubbemsi toprak damlı, taş yapılardır. Yörede bol bulunan taşlar (bazalt, andezit, tüf) yapıların ana malzemesidir. Duvarlar çamur harçla örülür. Cam yada kavak hatıllarla desteklenir. İlin güney kesimlerinde kerpiç, orman içi köylerde ise ahşap da kullanılmaktadır. Pencereler küçük ve tavana yakındır. Evler oda, mutfak, kapalı avlu, ahır, samanlık, tezeklik vb bölümlerden oluşmaktadır. Köy çevresinde küçük sebze ve meyve bahçeleri, tarla ve meralar bulunmaktadır.

DEDE KORKUT'UN TOPRAKLARI


Kars şehrinin adı bir Türk boyu olan Karsaklar'dan gelmektedir. M.Ö.130-127 yıllarında Kafkasyadan gelerek Kars çevresine yerleşen Karsaklar ilimize bu adı vermişlerdir. Bu durumda Kars en eski Türkçe il adı unvanını kazanmıştır.

Kars Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından birisidir. Tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli bir yerleşimin burada olduğu, arkeolojik araştırmalar sonucu, özellikle höyük ve mağaralardaki buluntulardan anlaşılmaktadır. Alt Paleolitik Çağa ait buluntulara Susuz ilçesi, Cilavuz Dere düzlükleri ile Kars Platosu’nda rastlanmıştır. Bunlar, şölyen-aşölyen tipte işlenmiş bir el baltası; Ağzıaçık Suyu’nun batısındaki düzlüklerde oval çevreli , iki yüzü çok güzel işlenmiş, ucundan biraz kırılmış bir diğer aşölyen baltası; Ani çevresinde ele geçen bir el baltası; Yazılıkaya’nın yaklaşık 6 km. güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalardır.

Kars’ta günümüze gelebilen tarihi eserler; Kars Kalesi, Sarıkamış Micingirt Kalesi, Taş Köprü, Su Kapısı, Kümbet Camisi (Havariler Kilisesi), Ani (Ocaklı) Harabeleri, Surlar, Selçuk Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Gamuşlu Kaya Resimleri, Büyük Katedral, Surp Gregor Kilisesi, Gençkız kayalıklarındaki Kilise, Çoban Kilisesi, Keçeli Kilise, Havariler Kilisesi, Altıgen Martyon, Kral Gagik’in Surp Gregor Kilisesi, Aziz Prkch Kilisesi, Abukhamrents (Polatoğlu) Kilisesi, Yanık Kilise, Bakireler Manastırı, Küçük Hamam, Ebul Muhammeran Camisi, Menü Cehr Camisi, Selçuklu Kervansarayı, Yusuf Paşa Cami, Fethiye Cami, Evliya Camisi, Av Köşkü, Kazım Karabekir Anıtı’dır. Ayrıca Aktaş, Kızıltaş ve Akyaka Kaplıcaları ile Sarıkamış’ta Karaurganlı İçmesi, Susuzdaki Çermik ildeki doğal kaynaklardır.

Türk tarih ve Edebiyatının büyük kaynaklarından Dede Korkut Hikayelerinin doğrusu ve yayılışı Kars topraklarında olmuştur.
Gelenek, görenek, Halk hikayeciliği, Maniler, Türküler Ozanlık geleneği ve benzer şeylerde görülen değişiklik, zenginlik bu gün Türkiye’nin hiçbir ilinde görülmemektedir. Bu zenginlik Kars’ın eski bir yerleşme merkezi olması, çeşitli kavimlerin çeşitli zamanlarda bu bölgede yaşaması dolayısıyla olmaktadır.
Bugün Kars’ta derlenmiş olan Halk Edebiyatı verileri dışında henüz derlenmiş orijinal gelenek, görenek, ve kıyafetlerde vardır.

30 Nisan 2007 Pazartesi

HALK OYUNLARI

HOŞGELİŞLER OLA MUSTAFA KEMAL PAŞA :
Oyunun kuruluş amacı Türk Ulusunun kurtarıcısı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın serhat şehrimiz Kars’a gelişi sırasında ona layık bir şekilde karşılanmasını sağlamak ve Kars halkının saygı ve sevgisini belirten bir oyundur.
Yıl 1924 Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kars’a geleceği haber alınır. Bunun üzerine o dönemin mahalli müzisyenleri ve oyuncuları bir araya gelerek Ata’ya karşılama törenlerinde ona oynanmak üzere bir oyun hazırlanır. Bunun üzerine oyunun ezgi sözlerini gazeteci Mehmet TÜRKER yazar, mahalli müzisyen Tağı Bey’de bu sözleri şimdiki şekli ile besteler ve başta Tağı Bey olmak üzere o dönemin diğer folklorcuları 6 Ekim 1924 tarihinde Kars garındaki karşılama töreninde ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya oynanır. Paşa çok duygulanır. Oyun sözü, yazarı ve bestecisi ödüllendirilir. İlk dörtlükte şu cümleler yer almaktadır.
Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa
Askerin, Milletin, Bayrağınla çok yaşa,
Arş, arş,arş ileri, marş ileri,
Dönmez geri Türk’ün askeri.

Bu dörtlüklerle başlayan bir oyun tarzıdır. Bu oyunda erkekler birkaç adım geride kalır, kızlar oyuna başlar. Erkekler de kızları takip eder. Bu oyun oynanırken güfte oyuncular tarafından söylenir. En sonunda da “Al da Bayrağı Düşman Üstüne” denildiği zaman Bayrak kız veya bir erkek oyuncu tarafından iki üç adım öne ilerledikten sonra çıkarılır ve oyun böylece bitmiş olur.

ŞEYH ŞAMİL :
Şeyh Şamil oyunu eşsiz kahraman Şeyh (imam) Şamil adına Üzeyir beyi ve kardeşi tarafından düzenlenmiş bir oyundur. Bir çok Kafkas ve Anadolu oyunlarının figürleri alınarak meydana getirilmiştir. (Esası teşkil eden kırk bayır oyunudur.) Bir rivayete göre Şamil ve arkadaşları Rus kuvvetlere tarafından yakalanmışlardır. Bir gemi ile götürülürken, askerler alkol tesiri eğlenmeye başlarlar. Şamil’in arkadaşları oynatıldıktan sonra sıra Şamil’e gelir. Oysa Şamil bıçaksız oyun oynamayacağını söyler. İsteği yerine getirilir. Şamil oyun sırasında bıçakları arkadaşlarına atar ve gemideki dövüşten sonra kurtulurlar. Bu da Türk Milletinin esir yaşamaktansa savaşarak ölmeği tercih ettiğini bir kez daha dünyaya ispat eder.


KAZAĞI (KAZAK ERKEK – SERT ERKEK) :
Kars’taki mahalli oyunlar sosyal yapıyı bütün ayrıntılarıyla ortaya koyabilen folklor unsurlarından en başta gelenidir. Söz konusu kazağı oyunu Kazak ve sert erkek tapini canlandıran, düğünlerde gençler tarafından tek yada gruplar halinde oynanan bir oyundur. Kökeni çok eski yıllara dayanır. Oyunda amaç, genç erkeklerin karşı sertliklerini kur yaparak belli etmeleridir. Kızlarda erkeklere alkışla tempo tutarlar.

ŞEKER OĞLAN :
Bu bar sadece erkekler tarafından oynanan seri ve hızlı bardır. Bu oyunda dört dörtlük sayı ile oynanır. Eller belde tutulur, oyuncuların bir hizada nizamlı ve intizamlı oynamasına dikkat edilir.

HAN KIZLARI :
Kızlı erkekli ve bar şeklinde oynanır. Gençler, Bulak (Çeşme) başı sohbetlerini anlatır. Kızlar erkeklerin birkaç adım ilerisinde mendil bırakır, mendil alınır. Bu oyundan başka, bir kızla bir erkeğin yakınlığı, uzun dere’de bir suyun akışı ve Beşaçılan’da bir silahın, maharetleri anlatılır.

ANI PAPPÜRÜSÜ :
Bu oyun kızlı erkekli oynanır. Yarı ağır yarı seri bir tempo ile kız ve erkek el ele tutarak oynanır. Bu da iki dört dörtlük bir oyundur. O yörenin gençlerinin samimi ve birbirlerine yakınlık derecesini anlatır.

KENTVARİ (BEŞAÇILAN) Bu oyun sade erkekler tarafından oynanır. Yarı grup yarı ferdi olup, gençler teker teker maharetlerini gösterir. Kalpak yere atılır, bu kalpak oyuncular tarafından sadece ağızla yerden alınır. Bu kalpağı alan oyuncu oynayanların en maharetlisi olduğunu ortaya koyar.

29 Nisan 2007 Pazar

KARS PEYNİRLERİ

KARS KURUTU
Bir çeşit sertleştirilmiş çökelek peyniridir. Yoğurt yayıktan geçirilerek yağı alınır. Geriyekalan ayran ısıtılır ve çökelek elde edilir. Çökeleğin suyu süzdürülüp tuzlanır ve patates büyüklüğünde yuvarlanır. Güneşte kurutularak tüketilir.


KARS KAŞARI
Kars, Erzurum ve Muş gibi illerimizde altışar kiloluk kalıplar halinde üretilen kaşarpeynirinin kabuk yüzeyleri daha küflü olur. Son yıllarda Kars'ta inek ve koyun sütü karıştırılarak kaşarpeyniri üretildiğinden geleneksel sarı rengi iyice koyulaşmakta.

KARS LOR (ŞOR) PEYNİRİ
Makineden ya da yayıktan geçirilen peynirin kaymağı alınır. Yağın altında kalanlar kaymakaltıyla pişirilir ve içine maya eklenir. Elde edilen yağsız taze peynir lor ya da yerel adıyla şor peynirdir.

ÇEÇİL PEYNİRİ
İnek, koyun ya da keçi sütünden yapılan yağsız bir tel peynir olan çeçil, çeşitli yörelerde saçak, çiçal ve iplik peyniri olarak bilinir. Süt makinede çekilirken makine altında kalan ayranın mayalanmasıyla yapılır. Hanak telli peyniri Hanak ilçesinde yavan inek sütünden yapılır.


ÇÖKELEK PEYNİRİ
Tereyağından arta kalan yayıkaltı ya da yavan sütten yapılmış peynirden kalan peyniraltı suyu önce ısıtılır, sütlü kısmı dibe çöker. Sonra gerekirse mayalanır ve tuzlanır. Tuluma basıldığında uzun süre saklanan çökelek peyniri yörede börek harcı ve salatalarda kullanılır.


KARS GRAVYER PEYNİRİ
Bir süre Çarlık Rusya'sının işgalinde kalan Kars'ta yabancı ustaların öncülüğünde gravyer peyniri üretilmeye başlanmış. Yörede tam yağlı inek sütünden yapılmaktadır.

27 Nisan 2007 Cuma

KALELER



Kars Kalesi
Merkez Kale, İç Kale veya stadel olarak anılır. Bazı kaynaklar 12. Yüzyılda saltuklular tarafından yapılmış demekte ise de 10. Yüzyıla kadar inmektedir. 1579 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından onarımı yapılırken, dört köşe mermer kitabe bulunmuş dış surların kapısına koydurulmuştur. Bu kitabeye göre 1152 yılında Sultan Melik İzzetin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır. Kaleyi 1386 yılında da Timur yerle bir etmiş, 1579 yılında tekrar III. Murat’ın emriyle Lala Mustafa Paşa yeniden yaptırmıştır. Bundan sonra 1616 ve 1636 yıllarında iki kere onarımdan geçmiş, şehir merkezine bazı eserler eklenmiştir. Kaynaklara göre Merkez Kale dışında dış surlar 27.000 metre uzunluğunda olup, 220 burçtan meydana gelmiştir. Dış surlar üzerinde önemli üç kapı bulunmaktadır. Bunlar:
1. Sukapısı veya Çeribaşı kapısı (batıda)
2. Kağızman kapısı (Ortakapı)
3. Behram Kapısı veya Bayrampaşa kapısı

İnkaya -Micingirt Kalesi
Kale kayalık bir tepenin üzerine kurulmuş olup, çevresinde bulunan Urartu kaya mezarları ile Sarnıç buranın Urartu dönemine kadar inen bir yerleşme olduğunu düşündürmektedir. Kalenin taş işçiliği ise mevcut yapının yaklaşık 13. YY’da Saltuklular tarafından inşa edildiğini göstermektedir.

Micingirt Kümbeti
14.YY Selçuklu yapısı olan Kümbet, kalenin doğusunda yer almaktadır. Dıştan 12 köşeli, içinden daire planlı olup, düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir.

Sürgütüs - Zivin Kalesi
Zivin köyünün doğusunda sarp kayalar üzerinde kurulmuş kale kaba bir yamuğu andırmaktadır. Kale çevresinde bol miktarda Urartu Seramik parçaları bulunmaktadır. Kalenin Urartu döneminde kurulmuş, Selçuklular döneminde genişletilerek, Osmanlı döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır.

Surlar
Kuzey surları ilk defa 972'de yapılmıştır. 977-990 yıllarında doğu surları eklenerek, güçlendirilmiştir. Kuzeyde yer alan üç giriş kapısı görülmeye değerdir.12. yy.da Selçuklular tarafından hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi Anadolu'nun en eski hastanelerindendir.